Salih lokantada kimsenin olmadığı bir saatte bahçe masalarında birinde oturuyordu, yemeğini bitirip Sütlü Nuriye‘ye geçmiş, bir bardak çayla tatlının tadını çıkarırken Afitap Hanım da karşısındaki masanın üzerinde orkidesiyle ilgileniyordu. “Aldığımda aslında iki saptı bunlar. Birini ne yapsam da yaşatamadım. Belki sevildiğini hissedemedi. Bazısını ne yapsan da ikna edemezsin sevildiğine. İnsan içinde böyle bu. İnadı bırakıp ondan vazgeçince öbürü yaşadı.“
Gerçek yakınlık böyle bir şey olmalı, kişinin kendisini karşıdakinden değil, karşıdakini kendisinden korumak için kolladığı belli bir mesafe ve o mesafenin içinde daima kırılgan muamelesi gösterilen, ihtimam üzere kurulu bir dil.