Tipik olarak biri bir sorununu anlatırken "nasıl daha iyi hissetmesini sağlayabilirim ?" "bu sorunu çözmesine nasıl yardım edebilirim?" "doğru şeyi mı yapıyor?" gıbi şeyler düşünürüz. Tarafsız terapist ise “hastanın söylediği ve yaptığı şeyi en eksiksiz şekilde nasıl anlayabilirim?" diye düşünür.
Ayfer Tunç'un son romanı "Annemin Uyurgezer" geceleri tam bir hayal kırıklığı!
İyi bir romancı olmasına rağmen bundan bir önceki romanı "Kuru Kız" da hayal kırıklığıydı. Ama bu romanı "Kuru Kız"ı bile arattı!
Düzgün bir kurgu yok, hocasına histerikli bir aşkla bağlı bir öğrenci, onun annesi ve anneannesinin kısa bir öyküyle özetlenebilecek hikayeleri.
Anlatmış da anlatmış. Çoğu sayıklamadan ibaret.Belirli bir konu akışı yok, diri tutulan bir merak unsuru yok çünkü hikayenin izleği yok!
Romanı sıkıyorum sıkıyorum, bir kaç cılız damla dışında hiçbir şey düşmüyor hisseme.
440 sayfa, yazık değil mi? Zamanımızı, emeğimizi veriyoruz.
İlk defa Ayfer Tunç okudum. Diğer romanları nasıl bilmiyorum ama sayıklama dediğiniz şey tam olarak bilinç akışı aslında. Şehnaz sayesinde üç kuşak kadın öyküsünü filtresiz serbest çağrışımla okumuş olduk. Psikolojik roman olarak değerlendirdiğiniz de aslında çok kıymetli bir eser.