Bugün öğretmenliğe ilk adımı attim. Staj yerleri açıklandı. Bu heyecan bu mutluluk anlatılmaz yaşanır. Stajer bile olunsa muazzam bir mutluluk sardi beni... "Öğretmenlik" ne kadar kıymetli, kutsal ve özelsin benim için :)))
Bir adam horoz dövüşünde bir başka adamı yeniyor. Yenilen adam hiddetle kötü sözler söyleyince bu ‘bir adam’ olan Jose Arcadio Buendia kötü sözler söyleyen adamı vuruyor. Sonra çok pişman oluyor ve taşınmaya karar veriyor. O ve ona inananlarla beraber (sanırım 20-30 kişi) uzak ve boş bir yerde karar kılıyorlar. Sıfırdan burayı inşa ediyorlar. Merak etmeyin bu söylediklerim spoiler sayılmaz, kitabın tadını kaçırmaz. :)
Yüzyıllık Yalnızlık’ta genel olarak bu yeni köyün 100 yılını anlatıyor. Çok sakin, tane tane anlatıyor. Bir yerden sonra köyü benimsedim ve olaysız anlatımlardan da zevk aldım. Marquez’in dili çok hoş. Anlatımı bir şekilde sizi kitaba bağlıyor. İnişler çıkışlar bir anda oluyor. Mesela bir paragraf okuyorsunuz, 20 cümleden oluşuyor. Onun hemen altında yeni bir paragraf başlayacak. Doğal olarak içinizden alttaki paragrafta yeni bir şey olacağını bu paragrafın normal devam edeceğini düşünüyorsunuz. Fakat öyle olmuyor. Okuduğunuz bir paragrafta 20 cümleye 4 yeni olay koyuyor. Örneğin x kişisi öldü diye. Bir sonraki paragrafta ise normal değişiklik yaratan bir olay bile olmuyor. :) Hal böyle oluca kitabı dikkatle okumak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü en beklemediğiniz anda bir şeyler olabiliyor. Tıpkı hayat gibi.
Okumadan evvel ‘çok sıkıcı, gitmiyor’ denildiği için sıkılmayı bekledim. Ama olmadı. Tadı damağımda kaldı gerçekten. Yer yer tebessüm ettiren ince espiriler de vardı.
Bir de Marquez’in okuduğum ikinci kitabıydı. İlk kitabı Albaya Mektup Yok’a bir kaç gönderme vardı. Görünce bildiğin ‘gönderme var, göndermeyi yakaladım’ diye bağırsam geldi. :)
Kitapta isimlerin sürekli tekrar ettiğini söylememe gerek yok sanırım. E-kitap olarak okuyacaksanız muhtemelen basılı halindeki soyağacı olmayacak. O yüzden şuradan
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
Çizgili Pijamalı Çocuk her ne kadar arka kapağında yeterli bilgi
vermeyi reddetse de ben burada en azından konusundan biraz
bahsetmek istiyorum. Naziler döneminde yaşayan Alman bir
komutanın oğlu olan Bruno ve Nazi kamplarında ailesiyle işkence gören Shmuel adlı bir çocuğun arkadaşlığını konu alan bir kitap. Nazileri tüm yönleriyle anlatan bir kitap değil eğer aradığınız şey nazi dönemi ile ilgili tarih kitabıysa. Çizgili Pijamalı Çocuk daha çok hikaye türünde yazılmış çocuk kitabı görünümlü ama kesinlikle çocuk kitabı olmayan benim için Küçük Prens işlevli bir kitap. Ve bence mutlaka okumalısınız.
Çizgili Pijamalı Çocuk her ne kadar arka kapağında yeterli bilgi
vermeyi reddetse de ben burada en azından konusundan biraz
bahsetmek istiyorum. Naziler döneminde yaşayan Alman bir
komutanın oğlu olan Bruno ve Nazi kamplarında ailesiyle işkence gören Shmuel adlı bir çocuğun arkadaşlığını konu alan bir kitap. Nazileri tüm yönleriyle anlatan bir kitap değil eğer aradığınız şey nazi dönemi ile ilgili tarih kitabıysa. Çizgili Pijamalı Çocuk daha çok hikaye türünde yazılmış çocuk kitabı görünümlü ama kesinlikle çocuk kitabı olmayan benim için Küçük Prens işlevli bir kitap. Ve bence mutlaka okumalısınız.