Sanırım bu daimi içsel çekişmenin beni hiçbir zaman iyi hissettirmeyeceğini fark ettim. Ve de bütün dünyanın güdü ve amaçlarının omuzlarıma yük bindirmesinin ne kadar yorucu olduğunu!
O yüzden bakışımı başka yöne çeviriyorum. Umutsuzluktan umuda doğru. Rahatsızlıktan rahatlığa. Çoğunluktan azınlığa. İşe yarar olup da beni paslandıran şeylerden işe yaramaz olup beni güzelleştiren şeylere.
Biri beni sevdikçe onlardan bir o kadar sıkılıyordum. Daha doğrusu sıkılmak değil de, gözümde ışıl ışıl parlamayı bırakıyorlardı.
Sorun tabii ki özsaygım. Kendimi o kadar aşağılıyorum ki başkalarının gözünden onaylanmaya çalışıyorum. Fakat bu kabul edebileceğim türden bir onay olmadığından, bunun bana verebileceği tatmin de sınırlı ve çok geçmeden bundan sıkılıyorum. O yüzden bir başkasının arayışına giriyor ve sonunda sevilmenin beni tatmin edemeyeceğine inanıyorum. Sevdiğim biri beni sevmediğinde ve başkası beni sevmeye başladığında kahroluyorum; her türlü kendime başkasının gözünden bakıyorum. En nihayetinde kendi kendime işkence ediyorum.
Kusursuz olmamakta bir sorun yok ve tuhaf ol- mak da iyi. Neşelenmek zorunda değilsiniz. Bugün belki iyi İş çıkarırsınız belki çıkarmazsınız. Her türlü deneyim olacak. Bunda da bir sorun yok.
Melankoli Üzerine
Kendimizden kurtulamadığımız zaman, kendimizi yiyip bitirmenin tadını çıkarırız. Belirgin lânetleri telafi eden Gölgeler Prensi'ni istediğimiz kadar yardıma çağıralım: Hastalık olmadan hastayızdır ve zaafımız olmadan cehennemliğizdir. Melankoli egoizmin düş halidir. Kendinin dışında artık hiçbir nesne, hiçbir sevgi ya da nefret sebebi yoktur; durgun çirkefe aynı şekilde düşüş, cehennemsiz bir lânetlinin o aynı ters dönüşü, telef olma ateşinin o aynı tekrarları vardır. Hüzün derme çatma bir çerçeveyle yetinir; melankoliye ise, asık suratlı ve buharlı lütfunu, sınırları belirsiz olan ve iyileşmekten korktuğu için dağılmasına ve dalgalanmasına bir sınır konmasından çekinen derdini saçmak için bir mekân sefahati, bir sonsuzluk manzarası gerekir. İzzetinefsin en tuhaf çiçeği olan melankoli, kendi usaresini ve bütün zayıflıklarının diriliğini türettiği zehirlerin ortasında serpilip gelişir. Kendini yozlaştıranla beslenerek, kucağa hoş gelen isminin ardında, Mağlubiyet'in Kibri'ni ve Kendine Acıma'yı gizler...