gülsüm

gülsüm
@Bytewaygullu
hiç olmayacak kahraman emeklisi
Günah Duygusu
... Bütün bunların kaynağı, altı yaşına kadar dadı ya da anne kucağında alınan ahlak öğretimidir. Böyle bir kişi, 6 yaşına gelmeden sövmenin kötü olduğunu öğrenmiştir; yalnız kötüler içki içer, sigara içmek ise erdemli bir insanın yapmayacağı bir şeydir. Hiçbir zaman yalan söylememesi gerektiğini öğrenmiştir. Ve bütün bunların üstüne öğrenmiştik ki, bedenin cinsellik içeren kısımlarına karşı herhangi bir ilgi duymak iğrenç bir şeydir. Annenin düşünceleri olan bu yasaklara Tanrı'nın emirleri olarak inanılır. Anne ya da anne ilgisizse dadı tarafından sevilmek yaşamının en büyük zevkidir; bu sevgi ise ancak ahlak kurallarına uygun hareket edildiğinde elde edilebilir. Böylece çocuk dadısının ya da annesinin hoş görmeyeceği herhangi bir davranışın günah olduğuna inanır.
Sayfa 79 - Say Yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
gülsüm
Büyüdükçe de bu ahlak kurallarının kaynağını ve bunlara aykırı davranmanın cezasını unutur, ama o kuralları unutmaz ve onlara uymamanın çok kötü olacağı duygusundan kurtulamaz.
Reklam
Sahibini Arayan Mektuplar
2. Mektup Aramak... Ömür boyunca aramak... Yanlız seni aramak... Paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya. Belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı... Beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını... Hiç gel demiyeceğim sana. Aramak neredeyse ben oradayım. Ayaklarım ne güne duruyor? Yok yok birden karşıma çıkma. Kaç,saklan. Seni aramak istiyorum. Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara. Rüzgârların krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya geldim, yine kaç. Başını al, açıl denizlere. Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. Ben küçük bir balıkçı kayığı ile peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya! Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama ne aradığını bilmeli. Yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. Yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı. Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli. Buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar yağmalı. Bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. Ayaklarını Afrika'dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım, saçların Sibirya'da olmalı, dudakların Çin'de. Gözlerin Hindistan'da bir mabudun gözleri olmalı, ellerin İtalya'da bir heykelin elleri. Bulsam da seni parça parça bulmalıyım. Yine de bir yerin eksik kalmalı. Yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım. Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim. Ümit Yaşar Oğuzcan
Şiir
gülsüm
aramız hep limoni olsa bile mektuplarını okumadan edemediğim gerçek bir şairdir:) hassas kalbinin çektiği eziyeti en çok bu mektuplarda anlayabiliriz sanırım. neyse işte yine de sevmem ama çok da iyidir şimdi..(!)