“Yanında hep kusursuz bir ustanın olduğu fikrini içselleştir, her şeyi onu ve öğretisini onurlandırmak için yap. Kimi insanların tanrı, kimilerinin bir güç, kimilerininse yetenek adını verdiği bu usta, daima yanı başımızda bizi izlemektedir.
Kumar oynarken insanın eli, kendisini daha açık olarak ele verir. Çünkü bütün kumarbazlar ya da çoğunluğu diyelim kısa zamanda yüz hareketlerine hakim olmayı öğrenirler -üst tarafa yani gömlek yakasının üzerine duygusuzluğun soğuk maskesini takarlar, dudaklarının etrafındaki çizgileri aşağı doğru çekmeye uğraşır, heyecanlarını öfkeyle sıktıkları dişlerinin arasına iterler, kendi gözlerinde en ufak bir huzurluzluğun fark edilmesine izin vermez, yapay ve soylu bir ilgisizlik kazandırıncaya kadar yüzlerindeki gergin kaslarını düzleştirirler. Bedenlerinin en görünür yeri olduğundan, büyük bir çabayla kontrol altında tutmak için tüm dikkatlerini yüzlerinde toplarken, ellerini unutuverirler.
Gerçekten de el, o esnada en gizli sırrı bile çok arsızca açığa vurur.
Bu nedenle uyanik olalim; iki anlamda uyanik olalim:
Auschwitz’den bu yana insanin ne yapabilecegini biliyoruz. Hirosima’dan bu yana da neyin tehlikede oldugunu biliyoruz.