Nisyan, terketmek manasına gelir. Nitekim, "Onlar Allah'ı terk ettiler(unuttular). Allah da onları terketti(unuttu)" mealindeki ayette de nisyandan (unutmaktan) maksat terk etmektir.
''Bunlar, Allah'a vermiş oldukları sözü kesinlik kazandırdıktan sonra bozarlar; Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Zarara (hüsrana) uğrayacak olanlar da bunlardır.''
Ayette geçen 'mâ' kelimesinin manası umumi olup peygamberler ve yakın akrabalarla ilgiyi kesmek, müminlerle dost olmayı terk etmek gibi Allah'ın razı olmadığı her türlü ilgiyi kesmeyi
kapsar.
Hz. Ebu Bekir'in cem faaliyeti; yazılmış ve ezberlenmiş olmasına rağmen dağınık halde bulunan Kur'an ayetlerinin, sayfa sayfa yazılarak bir araya getirilmesinden ibarettir. Bu itibarla o işlemde, Kur'an'ı bir lehçeye hasretme ve sure tertibi gözetilmemiştir. Hz. Osman'ın yaptığı cemin (istinsah) ise sadece Kureyş lehçesi üzere ihtisarı ve sure tertibi olmak üzere iki boyutu söz konusudur.
Dini anlayan, yaşayan ve kurumsallaştıran insandır. Bu bakımdan, din denildiğinde hem dinin özünü oluşturan temel kurucu ilkeler, hem de bu ilkelerin insanlar tarafından anlaşılma biçimleri akla gelir. (...) Daha açık bir ifade ile din anlayışı bireysel ve toplumsal planda bütünüyle beşeri olan bir anlayıştır.