Nesefinin et-Teysir'i genel olarak dirayet tefsirleri içerisine alınmıştır. Bununla birlikte et-Teysir'i rivayet kategorisi içine dahil edenler de mevcuttur...
Müfessirlerin rivayetleri kullanımlarında da dirayet mevcuttur. et-Teysir bunun en güzel örneklerindendir...
Bir tefsirin rivayet ve dirayet tasnifinin altına girmesi, müfessirin haberin veya aklın verilerinden yararlanmasına göre şekillenmektedir. Kimilerince seleften haber yoluyla gelen rivayetler olduğu gibi kabul edilirken Kimilerince nazar ve istidlalle yapılandırılmıştır.
Kısaca dil ve tarihsel veriler erken dönem tefsir anlayışının kaynak itibarıyla işlevini yerine getirmeye yeterliyken sonraki süreçte bu durum değişmiştir. Özellikle şer'i ilimlerin tedvin edilmesi ve disiplinlerin müstakil vasıf kazanmasıyla tefsirde diğer ilimlerden yararlanmanın önü açılmıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri de et-Teysir'dir. İçerisinde dil ve tarih verileriyle kelam, fıkıh ve tasavvuf gibi İslâmî ilimlerin malzemeleri mevcuttur. Dolayısıyla Nesefi, ilk dönem tefsir ve te'vil ayrımından haberdardır. Eserini tefsir ve te'vil birlikteliğiyle yazarak temsilcisi olduğu Matüridîdeki tefsir boşluğunu bir anlamda doldurmuştur. Yine rivayetlerde tevil vurgusunu öne çıkardığı gibi tefsir anlayışının temelini oluşturan fıkıh, kelam ve tasavvuf gibi ilimlerden te'vil boyutlu yararlanmıştır.
Ciddi oranda Maturidi'den yararlanmış, fakat metodolojisini Maturidi üzerine kurmamış ve et-Teysir'in ana gövdesini ilk dönem rivayet malzemesiyle inşa ederek Salebi çizgisinde oluşturmuştur.
Bu kelimeler, "rahmet" kelimesinden türemiş iki sıfattır. Bunların her birinde, diğerinde bulunmayan ayrı ayrı manalar vardır. Zira "Rahman", rahmeti büyük manasındadır. Çünkü ı:(fa'lan) kalıbı, bir şeyin çokluğunu ve büyüklüğünü ifade etmede kullanılan mübalağa
sığasıdır. Bu sığa, sürekliliği gerektirmez. Nitekim çok kızgın manasına gelen "gadban" ve çok sarhoş manasına gelen "sekran" böyledir.
Rahim kelimesi ise, rahmeti devamlı manasınadır. Çünkü 'fa'îl' kalıbı, süreklilik ifade eden sıfatlarda kullanılır. Nitekim, cömert manasına gelen kerîm ile nazik manasına gelen zarîf
kelimeleri böyledir. Buna göre "errahmanirrahim'' "rahmeti büyük, ihsanı devamlı" demek gibidir.
Hattabi der ki: Rahman, rızıkları ve ihtiyaçları hususunda bütün mahlukatı kapsayacak, mümine ve kafire şamil olacak bir şekilde engin rahmet sahibi demektir. Allah'ın rahim sıfatı ise yalnız müminleri içine alır. Nitekim ayet-i kerimede "Allah müminlere karşı çok merhametlidir" buyurulmuştur.