Yaradılış bitkilerde yaprak diye güneş ışığını toplayan açık avuçlar yaratmıştır. Toplanan güneş ışığı yemişte hidrokarbon ve protein kılığında toplanır. Onlarla beslenmek güneş ışığıyla beslenmektir. Et yesek bile, o etin kökü bitkilerdir. İnsanoğlunun yediği ışık; beyinde icat, keşif ve sanatlar kılığında parlar. İşte bu nedenle, her dilde beyni ışık salana «aydın» derler.
Gün artık her yanda mavi bir nurdu, öyle mavi ki, insan maviyi toplamak için avucunu göğe açacak ve elini yanaştırıp bakınca, avucunun mavileşmediğine şaşacak. Dev gibi göklerin ve denizlerin bu yurdunda berrak mavi ışık da iliklerine işliyor insanın. Işığa baktıkça kendi kendime, «Acaba saydam mı oldum? Gölge salmıyor muyum yoksa?» diye ardıma dönüyorum; kendi açık mavi gölgemi görünce, «Ben de saydam bir mavi oldum galiba!» diyordum. Asıl tuhafı, bu yer bana hiç de yabancı gelmiyordu; sanki ezelden beri beni bekliyordu.
İnsanın hayatta yürüdüğü tek yol, bazen ikiye ayrılıp çatallaşıverir. İnsan, yolun bu yöndekini seçse havari ve melek olur, öbür yönünü seçse iblis ve şeytan olur, öyle bir durum olabilir ki, iki yolun birisini seçmek üzere olan insana tam kritik anda bir karıncanın dürtüşü ya da yolun üzerinde tesadüfen bir çöp parçasının bulunması havari olacak adamı iblis eder, atar.