Cem Gençler

Açlık
İşgal günlerinde, vaktiyle başkent olan koca şehirde, fukaralık ve sefalet vardı. Bir gün, içleri çorba dolu karavanalarım taşıyan askerler Şemsipaşa'da deniz kenarındaki bir mermer türbenin önünden geçiyorlardı. Türbenin önünde mermerden bir rıhtım vardı. Taşınırken, sallanan karavanalardan ara sıra mermerin üzerine çorba damlaları düşüyordu. Askerlerin beş on adım gerisinde yürüyen paçavralar giymiş yedi sekiz yaşlarındaki bir çocuk, çorbanın damladığı yerlerde dizüstü geliyor, ellerini yere dayıyor ve eğilerek damlaları birer birer yalıyordu. Yüzüne baktım, sıska yavru bir çift kara gözden ibaret kalmıştı. Onun bakışını hiç unutmayacağım.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
O sırada bir arkadaşla konuşurken, arkadaş İstanbul'dan, şehir hâlâ bir Türk şehriymiş gibi söz ediyordu. Kendisine çok yanıldığını, Fatih'in beş yüz yıl önce İstanbul'u fethettiği gibi, biz de şimdi şehri ikinci kez fethetmezsek, şehrin bir Türk şehri sayılamayacağını söyledim. İşin gerçeği bundan ibaretti.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Edebiyat
Üsküdar’a, Boğaziçi’ne gidip gelen küçük vapurlar, savaş gemilerinin yanından geçerken bayraklarını indirerek selamlamazlarsa vay gidi hallerine!.. İkide bir olur olmaz nedenlerle, hatta ortada hiçbir neden yokken bile, sert ve hoyrat bir tavırla, şehirlilere, «Unutmayınız ki, yenik bir ulussunuz!..» denirdi. Sözlerin böylesi, on, on bir yaşındaki Türk kızlarına bile söyleniyordu.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Edebiyat
Yabancı kuvvetleri İstanbul'a girdi. Kasvetli bir günün şafağında, yabancı kuvvetler bir hastane koğuşunda mı, bir karakolda mı yatmakta olan silahsız günahsız askerleri uykularında süngüleyerek öldürdü. Böylelikle şehirdeki işgal kuvvetlerinin ne kadar kuvvetli olduğu gösterildi ve İstanbul işgal edildi.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Edebiyat

Cem Gençler

, bir kitap okudu
8/10
·381 syf.·
Beğendi
·
31 günde okudu
·
2021 9. kitabı
Reklam