Şebnem Burcuoğlu kitapları kolay okunuyor, gülümsetiyor ve türünün benzerlerinden farklı olarak bunları "bayağılaşmadan" yapmayı beceriyor. Gündelik hayatın içinde de çoklukla kullandığımız bazı kalıp ifadeler dışında dili son derece temiz. Hikâyeye ise sıcak bir yolculuk ve dönüşüm hikâyesi. Büyük şehirlerin birçok şeyinin ve insanlarının sahteliği, iş hayatının bireyleri robotlaştırması ve bunu yaparken "güçlünün zayıfı yediği" bir ortama terk etmesi, taşranın saflığı, temizliği, modern hayatın açmazları... gibi birçok konuya da öyle çok didaktikliğe kaçmadan kısa ama öz değinilen kitapta, bütün bunlara tabii ki bir de aşk hikâyesi yerleştirilmiş. Bazı şeylerin çok siyah ve beyaz tarzda ele alındığı aşikârsa da kitap insana kendini bir şekilde iyi hissettirmeyi başarıyor.
Pucca'yı al, Kocan Kadar Konuş ile bir kaba koy, şöyle bir karıştır ve ondan bir şey çıkart ortaya: Benden Ne Olur.
Kolay okunuyor, haliyle hızlı ilerliyor, yormuyor ama günün sonunda damakta kalıcı bir tat bırakmadan geçip artık piyasada benzerlerini çokça gördüğümüz muadilllerinin yanındaki yerini alıyor.
Yazılı kâğıt, üstünde kuşlar gezinmiş kumsala benzer. Sözcük, kuştur, bir yere ikinci kez konmaz.
Bir kitap ikinci kez okunmaz. Her okuma yeni bir okumadır.
Bir şiir ikinci kez yazılamaz, çevrilemez. Her biri başka şiirler, başka söyleyişlerdir.
Hayat da böyle. Hep tekrarlardan ibaretmiş sanırız. Oysa yen bir gün, yeni bir gündür.
Demek ki biz de kim bilir kaç başka insan olarak yaşayıp ölmekteyiz. Bir mezarda kaç ölü var, asla bilemeyeceğiz.