Kızgın bir sesle Vahşi, ‘’Eğer Tanrı’yı biliyorsanız niye onlara anlatmıyorsunuz ?’’ diye sordu. ‘’Tanrı hakkındaki bu kitapları neden vermiyorsunuz insanlara?’’
‘’Onlara Othello’yu neden vermiyorsak,bunları da aynı nedenle vermiyoruz; eskiler de ondan,yüzlerce yıl öncesinin Tanrısını anlatıyorlar. Şimdinin Tanrısını değil.’’
İmzalarken yazık diye düşündü. Ustalıklı bir çalışmaydı. Ama bir kez amaç türünden açıklamaları kabul etmeye başladınız mı,ne sonuçlar doğurabileceğini bilemezsiniz. Egemen iyilik anlamında mutluluğu olan inançlarını yitirmelerine neden olabilir ve asıl amacın daha derinde bir yerlerde,fiziki insanın ötesinde bulunduğuna inanmaya yönlendirebilirdi. Yaşamın amacının,mutluluğun sürekli kılınması değil bilincin yoğunlaştırılması ve arınması, bilginin zenginleştirilmesi olduğunu düşünmeye itebilirdi insanları.
‘Kadın erkekten çok daha önemlidir. Çünkü o rahminde hem erkeği hem kadını taşır. O kıza ve oğlana her ikisine de annelik eder, her ikisini de besler. Erkekle yarışıyorsun ve yarışmana gerek yok,sen zaten üstünsün. ‘
İçinde yaratanın üflediği sevgiyi keşfeden her cinsten insanlara hitabende;
‘Şiir yazmana gerek yok,şiir sensin. Sevgin senin müziğindir. Sevginle birlikte çarpan kalbin senin dansındır.’