Bir hayatım daha olsa dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok.
"Bir sırrı ifşa etmek tuhaf bir şeydi. Sır, kopmaz, görünmez bir bağ gibi geriliyordu paylaştığınız kişiyle aranızda. Bundan böyle sırdaşınızı sevmeye mecbur, ondan korkmaya mahkûm oluyordunuz."