Çokluk böyle davranırdı zaten; durup dururken felsefe yapmaya başlar, ortaya birtakım kurallar koyar, bunların lehinde ve aleyhinde konuşur, bakarsın ansızın yine susardı. Önceleri benim yetersiz cevap ve itirazlarımdan bıktığı için böyle davrandığını düşünmüştüm, ama bu doğru değildi; dostum, içindeki spekülasyon eğiliminin kendisini çekip bilgi ve sözcük dağarcığının yetersiz kaldığı alanlara sürüklediğini hissettiğinden böyle bir yola başvuruyordu.
Yaşamak, her an yeniden başlayan barış ve dengeyi, gerilimler ve doyumsuzlukları sürekli olarak duyumsamaktır. Yaşamak, organizma ile doğa, arzularımızla gerçeklik arasındaki nazik dengeyi sürdürmektir.
Muhayyilemizin derinliklerinden çıkarıp aşkımızın ateşinde kaynata kaynata saf bir cevher haline koyduğumuz ve en mükemmel kadın örneğine göre şekil verdiğimiz putun, kendi istek ve iradesiyle gidip bir gorile teslim oluşu veya çamura batışı, bize iki kat elem verir. Bir yandan, içimizde bir yaradanın, öbür yandan en kıymetli malı elinden alınmış bir insanın yürek acısını duyarız.
Sanat, isteklerden doyumu esirgeyen gerçek dünyayla isteklerin gerçekleşebildiği hayal dünya ortasında bir ara belde, ilkel insanların her şeye gücüyeterlik inançlarının adeta varlığını sürdürdüğü bir ülkedir.