Bugün çoğumuz muhabbetin ciddiyetin zıddı olduğunu sanıyoruz. Hatta mutaassıp kimseler dindarlığı asık suratlılık sanırlar. Oysa asla öyle değildir. Nasreddin Hoca buna güzel bir örnektir. Kendisi bir molla idi. Yani medrese mezunu olan, kadılık yapan bir kişiydi. Buna rağmen işinde ölçüye sadık olduğu gibi muhabbeti de eksik olmazdı. Ona isnad ettiğimiz, bizim "fıkra" dediklerimiz aslında "lâtife"dir, güzelliklerdir. Her fıkrasında muhakkak bir hisse vardır. İnsan şaka yapsa da içi dolu olmalıdır. Kul, asık suratla ders anlatmaz, bakkallık, bürokratlık, öğrencilik yapmaz. Tebessüm sünnettir. Bunu da pek bilmeyiz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan günahkar olabilir. Dine yönelik ilgilerinde gevşek olabilir, erteleyici olabilir, ihmalkâr olabilir. Şöyle ya da böyle bir istikamet üzerinde olmayı arzu edebilir, onu tutturma konusunda zaafları olabilir. Ama derdi o yolda olmaktır.
İnsanın dinle kurduğu bağlantının bilgi kaynaklarıyla, geldiği geleneklerle, kendi sosyo-ekonomik ya da psişik dünyasıyla ilgili boyutları olabilir. Daha fazla şey sayılabilir. Daha fazla gerekçe sıralanabilir farklılıkları belirtmek için. Her şey olabilir. Sonunda bir yol tutturmaktır, bir yola tabi olmaktır.