(baksa da beni görmüyor sanki yokum
duymadığı açık anlattıklarımı
sessizliği kalabalık giremiyorum
ölüler kuşatmış sağımı solumu
geçmişte yaşıyor biliyorum
bir anlatabilsem onsuz olamadığımı
o zaman sevmek değil ölmek zamanı)
'Taştan fışkıran bir pınar ol, suyu tutan bir kuyu olma.' Bu sözlerin doğruluğuna inanmıştım o zaman. Çünkü taşmak tehlikeliydi, taşan suyun sevdiklerimizin bulunduğu alanı basma olasılığı vardı, onları sevgi ve coşkumuzla boğabilirdik. Hayatım boyunca, iç duvarlarımın sınırlarını aşmayan bir sarnıç olmaya çabaladım.
"Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz vücut denilen şu toprak yığınının üzerinde devamlı kalmaya çalışır durur. Hüzün verici bir bakışı senelerce korur; bir sözü, bir tebessümü yıllarca saklar."
"Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın."