Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ambrosia kelimesi yunan mitolojisinde tanrıların tükettiği balımsı bir yiyecek ya da içeceğe karşılık geliyordu. Ölümlü insanlar ambrosia'dan yemeleri halinde ölümsüzlüğe kavuşurlardı. Hatta kimi görüşlere göre Tanrıların ölümsüzlüğü de ambrosia'dan kaynaklanıyordu.
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
Fütüristler gibi Nazım da, siyasi konuların basit sloganlardan ziyade çarpıcı şiirsel imgeler yoluyla duyurulmasından yanaydı.
Bu şiirlerden çoğu kürsüden halka okunmak için yazıldığından, Nazım toplumsal ve teknolojik dönüşümlerin gücünü ifade etmek için, ustaca düşünülmüş ses oyunları bulmuştu. Deneysel dizgi biçimlerinden de yararlanan "Makinalaşmak" başlıklı şiiri (1923) buna iyi bir örnektir:
trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
Makinalaşmak
istiyorum!
Mutlak buna bir çare bulacağım
ve ben ancak bahtiyar olacağım
karnıma bir türbin oturtup
kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!