Ben ne okudum böyle? Eminim ki bunu sormuşuzdur kendimize.
Az.. Derdâ ve Derda’nın hikayesi... şunu söylemem gerekirse ilk 100 sayfası benim için çok zordu. Çocuk istismarları.. sado-mazoşistlerin iğrençlikleri. Ve daha fazlası. Sansürsüz şekilde sunulan sahneler var çünkü.
Hayatta karşısında durduğumuz her ne varsa içerikte bulunuyor. Bu kısımlara tahammül edilebilirse gerçekten sürükleyici bir kurgu mevcut ilerleyen sayfalarda. Peki şiddet ögeleri içeren bir kitabı ben neden okudum, diye soruyorsak kendimize ya da neydi peki amaç şeklinde: Hakan Günday’ın ilk sayfası adlı Podcast’e konuk olduğu 2. Bölümde “Az” ile ilgili yaptığı şu açıklamayı okuyalım:
“ eğer bir birey içine doğmuş olduğu toplumsal hücreden (toplumsal kuralları ve sınırları çok belirli ve sık olan bir dokuda), böyle bir yapı içinde doğmuşsa eğer, bundan kaçması mümkün müdür?” Sorusunu kendisine sorduğunu belirtiyor. Sanırım bu cümleler ve programdaki diğer açıklamaları benim sorularıma cevap verdi. Az hakkında yazarın düşüncelerini merak edenlerin podcast’ın tamamını dinlemesini öneririm.
“ Derda, Oğuz Atay’ı anlamamış, ancak daha da ileriye gidip hissetmişti. Belki de oraya giden yol, anlamamaktan geçiyordu. Anlamayı sağlayacak anahtarlara sahip olmamaktan.”
Dikkat spoiler
Son sayfayı “La Follia” eşliğinde çevirdik :)