Bugün modern insan doğaya tapınma kültürlerine ilkel bir din formu olarak bakıyor. Oysa bu, batı kültürünün kendini beğenmiş tavırlarından biridir. Batı kültürü, insanı her şeyin merkezine koyuyor. Doğayı kendisinden aşağı, kaynaklarını sömüreceği, açgözlülüğünü doyuracağı bir nesne olarak görüyor.
Oysa bu “ilkeller” kendilerini doğanın bir parçası olarak görüyor. Dünyaya, güneşe, hayvana, ağaca her şeye canlı bir varlık olarak saygı duyuyor.
Doğayı yok etmenin kendisini yok etmek anlamına geldiğini biliyor.
“İlkellerin” doğaya gösterdiği saygıyı, Batı kültürü “tapınma” diyerek aşağılıyor; kendi paraya tapınma kültürlerinin ve yaşamı tek boyutlu algılamanın gerçek “ilkellik” olduğunun farkına bile varmadan.