Sevda -ki bir insanın yalnız gönlüne değil, aklına, fikrine, iradesine kısacası bütün heveslerine, manevi kuvvetlerine hakimdir- daima şüphe ve vesveseler içinde bulunmaktan haz duyduğundan, kulakları ve gözleri her duyduğu, her gördüğü şeyi onun karakterine göre isitip görmeye; akıl her hükmünü onun arzusuna göre vermeye mecburdur.
“Sonra öğrendim bunun asla olmayacağını, insanların değişmeyeceğini ve onları kimsenin değiştiremeyeceğini ve bunun çabalamaya değmediğini! Evet, böyledir!”