Demli Sayflar | Bookstagram
@_demli_sayfalar
Mesleğine aşık bir Sınıf Öğretmeni
Dünyalar tatlısı kızları ve mutlu bir evliliği olan bir kadın
Hikayesinin sonunu merak eden ve dolu dolu yasamaya çalısan bir aile
Merhabalar sevgili kitap dostları
Çok sevilen bir yazarımızla haftaya giriş yapıyoruz. “Sabahattin Ali”
Güzel adamlar güzel sever derler ya Sabahattin Ali bu sözün ete kemiğe bürünmüş hali gibi.
Hadi kitabımıza geçelim.
Bir yazarı tanımanın en iyi yolunun eserlerinin yanı sıra kaleme aldığı günlükleri ve mektuplarının olduğu söylenebilir. Çünkü bunlar bir yazarın kalbine ve ruhuna açılan bir pencere gibidir. Haberleşme araçlarının çok kısıtlı olduğu yıllarda yaşayan yazar ve şairlerin sevdikleriyle yapmış mektuplaşmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Kitabı okurken Sabahattin Ali’yle seviniyor, üzülüyorsunuz ve onunla siz de umuda kapılıyorsunuz.
Ailesini geçindirmek için çektiği gurbet acısını, özlemlerini ve katlandığı sıkıntıları okudukça içiniz burkuluyor ve hüzünleniyorsunuz. Her bir satırı, sevgi, aşk ve özlem kokan bu mektupları okurken, ben de kitabı daha önceden okumuş birçok okurun dediği gibi, keşke mektupların yazıldığı Aliye hanım ve kızı Filiz’in mektupları da yayınlansaydı dedim. Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali
Ziya Hoca; çocuk yetiştirirken ve eğitirken onların büyüme yolculuklarına eşlik ettiğimiz yolda kullanmış olduğumuz söz kalıplarını, dilimize pelesenk olmuş farkında olmadan devamlı söylediğimiz kelimeleri aslında nasıl yanlış kullandığımızı pek güzel anlatmış.
Bir öğretmen olarak Ziya hocanın kitabını hemen alıp okuma istedim evet. Doğrusuyla, yanlışıyla sevdiğim bir milli eğitim bakanıydı benim için açıkçası yalnız şunu da söylemeden geçemeyeceğim; geleneksel sınıf düzeni ve ders işleme yöntemlerini eleştiren eski bakanımız Ziya hocamın bu konuda çok da bir şey yapmaması ya da yapamaması…
Kitapta hoşuma giden alıntılara geçmeden bir şey daha belirtmek istiyorum: Kitabı okurken, etrafımdan sıkça duyduğum hatta bazen kendimin de kullandığı bir cümle hatırıma düştü sık sık.
-derdi çocuk olan diyen bizler, ya da tek derdimiz çocuklar…” !!!
Oysa çocuğu dert olarak değil de ebeveynlik yolculuğunda bizlere eşlik eden nadide bir varlık olarak görmeye başladığımızda bu yolculuk inanın çok daha keyifli olacaktır.
Kırk Kere SöyledimZiya Selçuk
Öğretmenlik…. Mesleğin sözlük anlamından çıkartılıp hayatın içinden gözlerimizin önüne serilen bir kitap olmuş. Böyle bir sistemde nasıl üretken olunur nasıl yaratıcı işler yapılır ve imkansız diye adlandırılan o engeller nasıl aşılır çok güzel göstermiş Sezer öğretmenimiz bizlere.
Gözlerimizin içine bakan o cevherlere nasıl yol göstereceğimizi, çaresizliklerden nasıl çare üretilebileceğimizi ne de güzel anlatmış.
Çocukların en derinden gelen o seslere kulak kesilmek, yüreklerine dokunmak, onların seviyesine çıkmak, canı pahasına emek vermek.. Öğretmen olmak…. Ve de öğretmenim diyen herkesin kolay kolay yapamayacağı şeyler.
Ben de bir öğretmenim ve Sezer öğretmenimizi sosyal medyada takip ediyorum keyifle. Sizinle nasıl gurur duydum anlatamam. Keşke ben de sizin bir öğrenciniz olsaydım diye çok geçirdim içimden kitabı okurken.
️Kışın sadece kuşların geçtiği yerlerde umut arayan, sıcak monta kavuşturup o çocuğu değerli hissettiren, çocukların hayallerinin peşinden gitmesini sağlayan, çocuğu düzen bozar diye sınıftan attırmayan, onlara umut olan ve umudunu hiç kaybetmeyen Sezer Öğretmen…Bir çocuğun gözünde de gerçek öğretmen böyledir sanırım.
Kaleminize, emeğinize, kalbinize sağlık öğretmenim.
Tebeşir TozuSezer Ortadağ
Tebeşir TozuSezer Ortadağ · Nemesis Kitap · 2021465 okunma
Çocuklarımızı ihmal ve istismardan korumanın en iyi yolu onları güçlendirmek.
Çocukların mahremiyet eğitimi, kendi bedenlerinin ve sınırlarının bilincinde olmalarını bilmeleri noktasında okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Hatta her öğretmenin her ebeveynin çocuklarına okumaları ve okutmaları gerektiğine inanıyorum.
Mahremiyet eğitimi hususunda çocuklarımızı korkutmadan, endişe içinde bırakmadan nasıl anlatabilirim diyorsanız bu kitabı nacizane tavsiye ederim. Kırmızı Çizgi
Kırmızı ÇizgiSamar Mahfouz Barraj · Erdem Çocuk · 2017182 okunma
️Mütareke yılları günlerini ele alan bir roman. Babasını bulmak için İstanbul’a gelen Mebrure’ni maceraları ve İstanbul yüksek sosyetenin içine düştüğü ahlaki çöküntü romanın konusunu oluşturuyor diyebiliriz.
️Dönemin kuşak çatışmasını, toplumsal yozlaşmasını eleştiren bir roman.
️Şöyle bir söz okumuştum, bu sözü bu kitap için uygun olduğunu düşündüm: Köy yanarken deli saçını tararmış. Sözde KızlarPeyami Safa