Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildir.Bazen şans ters dönebilir yoksa.Ayarında istemeyi bilmeli kişi.Tanrı ile ya da tanrılarla iyi geçinmenin yolunu bulmalı.
Bu beni “kadın albenisi” diye adlandırmaktan hoşlandığımız özelliklerin aslında hiç de kadınsı olmadığına, bilakis erkekliğin yansımasından ibaret olduğuna çarçabuk ikna etti;bunlar tam da kadınların bizi memnun etmek zorunda kaldıkları için geliştirdikleri özelliklerdi ve kendi büyük hedeflerini yerine getirme noktasında asli bir yere kesinlikle sahip değildi.
O isyanın ne zaman olacağını bilmiyorum,bir hafta sonra da olabilir,yüz yıl sonra da ama ayaklarımın altında saman olduğunu bildiğim kadar eminim ki eninde sonunda adalet yerini bulacaktır.Ömrünüzden kalan kısa süre boyunca bu hedeften şaşmayın! Her şeyden önemlisi,benim bu mesajımı sizden sonra gelecek olanlara iletin ki gelecek nesiller zafer kazanana kadar bu mücadeleyi sürdürsünler.
Yaşamlarımız sefil,yorucu ve kısa.Doğuyoruz,bizi hayatta tutacak kadar yemek veriliyor ve becerisi olanlarımız güçlerinin son damlasına kadar çalışmaya zorlanıyor;işe yaramaz hale geldiğimiz anda korkunç bir zulümle katlediliyoruz.
Ve çok yukarlardan, her şeyin üstünden,varlığın ve yokluğun ötesinden,herkese ve hiç kimseye ait belli belirsiz bir düşünce geçti. ”Hikayeler hep böyle kötü mü bitmeli?”