Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum.
"Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
Bekle Beni, Zülfü Livaneli’nin edebiyatında sıkça rastladığımız sürgünlük, yalnızlık, bellek ve kimlik temalarını bu kez daha kişisel ve daha sessiz bir dille ele aldığı bir roman. Kitap, büyük olayların değil; insanın içindeki kırılmaların, kaçışların ve geri dönüş ihtimalinin hikâyesini anlatıyor.
Romanın merkezinde yer alan karakter, sadece bir birey değil; aynı zamanda ülkesinden, geçmişinden ve kendinden uzak düşmüş herkesin temsilcisi gibi duruyor. Livaneli, politik arka planı yüksek sesle anlatmak yerine satır aralarına yerleştiriyor; okuru bağırarak değil, fısıldayarak sarsıyor.
“Beklemek” burada pasif bir eylem değil. Aksine, kitap boyunca beklemek;
yüzleşmenin,
affetmenin,
hatta bazen vazgeçmenin başka bir adı hâline geliyor.
Livaneli’nin sade ama derin dili, romanı kolay okunan fakat kolay bitmeyen bir metne dönüştürüyor. Kitap bittiğinde hikâye kapanıyor gibi görünse de, okurun zihninde uzun süre dolaşmaya devam ediyor.
Bekle Beni, gitmek zorunda kalanların, kalanlardan çok daha ağır bir yük taşıdığını hatırlatan; aidiyetin, insanın peşini nereye giderse gitsin bırakmadığını anlatan bir roman.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'' Masum...'Hikmet, sözlerini , eliyle de destekleyerek atıldı: ''Bu çeşit masumiyetin karşısındayım albayım.'' Elinin keskin yanıyla Sezar'ı havada biçti:''Fırsatlardan yararlanmak istemeyen insan, fırsatın dağıtıldığı sırada orada bulunmaz. Kendisini, yaralı bir kalbin emrine sunmaz.''...