Timur, Karabağ kışlasında Bayezid’den gelen Osmanlı elçisine, Osmanlılar “dâim Frenklere karşı gaza yaptıklarından”, ona karşı yürümek “Frenklerin kuvvetlerinin artmasına” neden olur, bu nedenle “Rûm diyarı üzerine yürümek” yanlısı değilim yanıtını verdi. Fakat Bayezid’in Karakoyunlu Kara Yusuf’u himaye etmekte ısrarını bir meydan okumak olarak görüyordu. Son kez barış için şu yolları ileri sürdü: 1) Kara Yusuf’u idam 2) yahud Timur’a teslim 3) veyahut yanından uzaklaştırmak. Bunu kabul ederse baba oğul oluruz, gazâlara yardım ederiz dedi ve 7 Şaban 805’te (12 Mart 1402) Karabağ’dan Anadolu’ya hareket etti.
Osmanlı ordusunun Çaldıran Ovası’na gelmesinden sonra Şah İsmail savaş meclisini toplayarak Osmanlılarla yapılacak savaşın stratejisini belirledi. Bu toplantıda Diyarbekir beylerbeyi Ustaclu Muhammet Han oldukça kuvvetli olan Osmanlı ordusuyla yüz yüze savaşmanın yanlış olacağını onların geri dönüş için yola çıkmasını bekleyerek, tam o sırada saldırmalarının doğru olacağını ifade etti. Nur Ali Halife ise Osmanlı ordusunun gücünden bahsederek, saflar henüz yerleşmeden saldırıya geçmeyi önerdi. Durmuş Han bu iki fikre de şiddetle itiraz etti ve Osmanlı Ordusu’nun saflarını yerleştirmesine müsade edilerek mertçe bir savaşın yapılması gerektiğini belirtti. Şah İsmail ve diğer ordu komutanları Durmuş Han’ın bu tekliflerini kabul ettiler. Böylelikle Osmanlı ordusu rahatça ovaya yerleşerek savaş düzeni aldı.
Kendisini çok içki içmekle mi itham ettiler? İçki sofralarını çıkarıp âlemin gözü önüne serdi. Gece eğlencelerine düşkün mü dediler bunları halkla beraber halkın içinde yapmaya başladı.
Evet, Mustafa Kemal, muharebeyi -kinsiz, öfkesiz ve korkusuz- bir spor gibi yapardı ve maçlarını kazandıktan sonra defne çelenkleri üzerinde uyumaya dalmayı da hiç sevmezdi. Bütün samimî sporcular gibi, fena kuvvetlere karşı cidalci(savaşçı) mizacının ona emrettiği antremanlara devam ederdi. Günün birinde karşısın da güreşecek kimseyi bulamazsa kendi nefsi ile sessiz bir münakaşaya girerdi.