SERENAD
Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak.
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin, zambak..
Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
Gözlerin, gönlümde açan nergisler,
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ... Ahmet Muhip Dıranas
Ne Çok Sevmek...
Ne çok sevmek istiyor insan
birini denizi geçerken mavi,
birini yaz gibi düşlerken kuytu
ikindiyi uzatan o aşktan gövdeyi,
birini kopkoyu bir şiire batmışken
ve birini sanki onu sevmek için
dünyaya gelmiş gibi yalnızca
hem de çok ve kendinden de çok
ona inanır gibi sevmek ve şöyle demek:
Aşk kendine de inandırırmış insanı meğer!
Yabancı bir ülke gibi özlerken birini,
hiç bilmediğin bir şehirde hiç olmamış birini, hep olmuş hep varmış gibi sevme isteği, bazen de korkuyla ya saklıyorsa diye kanatlarını uçmak için günün birinde bisikletiyle göğe çıkacakmış gibi o peri
ve birini değil sessizce, teni, ruhu
kendi bile duymadan sevmeyi, ki böylesine yalnızca bir şiirde rastlanır belki...
Ve ne çok yazmak istiyor insan
birini o okusun diye değil ama
birini kimse öyle güzel beklemez diye
göz dolusu özler ve gönül dolusu güler
ve sesine bakıp bakıp da birini
yeniden bulmuş gibi seviyor insan
harflerin gülüştüğünü sesinde duymuş
gibi her harfini ayrı sevmeyi,
hep ilk kezmiş gibi yeniden,
ve ayrılık gözden, ruhtan, tenden,
üzümle yıkanmış sesinden uzağa düşmekmiş en çok,
çünkü nereye gitse bağına dönermiş
ve sesinde toplanırmış her ayrılıktan
sonra döndüğü o siyah üzümler gibi insan! Haydar ErgülenSen Güneş Kokuyorsun Daha!
"İnsan ölür mü ya, ölür mü?" diye inledi Feraye. "Hadi ben yatılı okula gitmiştim, yazdan yaza da olsa hep geldim. Onların gittiği yerden gelinmiyor! Ne kadar beklesem de dönülmüyor. İnsan ölür mü ya, ölür mü abla?! Bizi bırakıp ölünür mü?!"