Cengiz Karataş

Cengiz Karataş
@CengizK1
59 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tarihi Yarımadada 7 Farklı Cinayet
8/10
·632 syf.··
2023 9. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2023 12:01
Nevzat Başkomiser'in bu seferki macerası; İstanbul'da birbiri ardına işlenen cinayetler ve bu cinayetlerin her birinin bir mesaj taşıması. Her kurbanın avucuna sıkıştırılmış sikke ve bulundukları yer ile katilin bize anlatmaya çalıştıkları... Peki katil neden İstanbul'da bu cinayetleri işliyor? Neden sikke ile tarihi bir yerde bırakıyor kurbanlarını? Aslında kitabın ana düğümü burada. Ahmet Ümit bu soruya yanıt ararken her bir cinayette katilin vermek istediği mesajları çözmek istemiş. Başkomiserimiz Nevzat ve yardımcıları Zeynep ve Ali ile soluksuz devam eden bir araştırmaya girişiyoruz. Her bir olayda adım adım elde edilen ipuçları, her bir konu içinde çarpık düzen ve her bir olayda rastladığımız medeniyetler beşiği tarihi İstanbul... Biz olayları çözmeye çalışırken İstanbul'un Bizans İmparatorluğundan bu yana yaşadığı evrimi ve tarihi kişi ve olayları öğrenmiş oluyoruz. Özellikle tarihi yarımadanın geçmişiyle ilgili bilgi edinmek isteyenler için eşsiz fırsat İstanbul Hatırası. Ayrıca Ahmet Ümit'in kitabı hazırlarken tıpkı bir ansiklopedi gibi pek çok farklı tarihi kaynaktan yararlanmış olduğunu da kitabın sonunda öğrenmiş oluyoruz. İstanbul 7 tepelidir derler, kitapta ise 7 cinayet işleniyor burada bir benzerlik var mı, katil neden kurbanlarını tarihi yerlerde avuçlarına sikkeyle bırakıyor ve en önemlisi katil kim çıkacak... Bu soruların yanıtı için keyifle okumaya başlayabilirsiniz. Ayrıca 621 sayfa sizi korkutmasın çünkü kitap akıcı ve okuyucu yormuyor. Siz, Nevzat Başkomiser ve ekibiyle tarihi yarımadada işlenen cinayetleri çözmeye çalışırken sayfaların hızlıca akmış olduğunu fark edeceksiniz.
Polisiye
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kara Kitap Kapkara Bir Kitap
Puan vermedi·423 syf.··
2023 8. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2023 12:13
Dizi/film tadında, kayıp bir aşkı arama çabası, aşk soslu, dedektif edası ve eski İstanbul konularıyla harmanlanmış bir Orhan Pamuk kitabı nasıl olurdu düşüncesiyle başladım. Karşıma kara, kapkara simsiyah, güneşsiz, dipsiz bir Orhan Pamuk kitabı çıktı. Gerçekten adı gibi Kara bir kitaptı. Kara Kitap'ı bitirdikten sonra 1985-89 yılları arasında yazılmış olduğunu öğrendim. Bittiğinde 90'lı yıllarda yayımlanmış o dönemin popüler romanı hem de postmodern tarzda. Daha 90'lara bile gelmemişken o dönemin ruhu, İstanbul'u ve şehrin silüetini sayfalar arasında görmek ayrı bir keyif kattı bana. Düşünün; teknolojinin henüz günümüzdeki gibi olmadığı dönemler, eski bir film izler gibi, sobalı evler, evlerdeki sabit telefonlar, mektuplar, gazeteciliğin yaygınlığı ve bir çok konu. Kısaca, ortalama 35 yıllık bir İstanbul ve Türkiye özetini izler gibiydim... Kara Kitap'ın konusunu tekrarlamayacağım. Dikkatimi çeken birkaç yere değinmek istiyorum. Benim gibi daha önce Masumiyet Müzesi okuyan veya bu kitaptan sonra okuyan biri varsa yazdıklarımı anlayacağını düşünüyorum. Kara Kitap'ı çoğu yerde Masumiyet Müzesine benzettiğimi söyleyebilirim. Hatta Masumiyet Müzesinden önce denemesi yapılmış bir roman gibiydi bence Kara Kitap Alışık olduğumuz Orhan Pamuk karakteri; yine bir adam, yine bir kadın, yine Nişantaşı... kadın bir gün ortadan kaybolur ve adam dedektif gibi peşine düşer ve düşerken adamın iç hesaplaşmalarını okuduğumuz bir eser halini alır. Ancak Kara Kitap'ta Galip'in Rüya'yı arama tutkusunu ve aşkının izlerine daha az yer verildiğini ve hatta silik bir şekilde eklendiğini gördüm. Galip'in Celal'i araştırması daha çok vardı. Kendi iç hesaplaşmaları, kendi dünyasındaki fırtınayı ve iç sorgulamaları ise daha yoğun bir şekilde işlenmişti. Bu kitapta baş karakterimiz Galip'in bir gün ortadan
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Bir Salgn Nasıl Aşılır
7/10
·304 syf.··
2023 7. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2023 21:34
Cezayir'in Oran şehrinde takvimler Nisan ayını gösterir. Şehirdeki fareler ölmeye başlar. Bu ölümlerin sayısı arttıkça şehir sakinlerinde ateş, kusma ve halsizlik vakaları baş göstermeye başlar. Böylelikle tam 11 ay sürecek salgınla mücadelenin ilk fitili ateşlenmiş olur. Albert Camus Veba eserinde 2019 yılında Çin'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Covid pandemisinin sürecini neredeyse birebir yazmış. Sayfaları geçtikçe o 2-3 yıl öncesine geri dönüp tekrar hatırlama şansı buldum. Tekrar yaşanmaması ümidiyle zor günler geçirmiş olduğumuzu bir kez daha fark ettim. Veba toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir olay varsa önce o olay tanınmaya ve anlaşılmaya çalışılır. Tanıdıkça fikir edinirsiniz. Fikirler düşünceleri oluşturur. Bu süreç yaşanırken hızlı hareket etmek gerekir. Bu bir hastalıksa ve salgın şekliyle ilerliyorsa insan hayatı söz konusudur ve zamanla yarışılır. Çözümlemeler devam ettikçe kayıplar da olur üzülürüz. Tüm bu zorluklara rağmen ayakta kalmak, güçlü durmak, kararlı olmak en önemli olan unsurlardır. Geleceğin temiz sayfalarına olan inanç azaldığında mevcutta devam eden mücadele etkisini kaybedecektir. Zorlu zamanlarda geleceğin güzel günlerine olan inancı kaybetmemek gerekir. Toplumu ilgilendiren konu zorlu bir süreçse bunlara bilmek gerekir. Kitaptaki karakterler çok derinlikli gelmese de kitabın konusu net anlaşılabilir olduğu için rahatça kavranabiliyor. Bir salgının anatomisinin yanında felsefi sorular ve insan psikolojisi de anlatıldığı görünüyor. İnsanların günlük alışkanlarını bırakarak yeni bir düzene alışması, yakın dostlarını, eşlerini, çocuklarını, yakınları göremeyip ayrı kalmasının getirdiği üzüntü ve tüm bunlara rağmen geleceğe olan inanç... En önemlisi de bu değil mi?
Salgın Hastalıklar
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,5bin okunma
Puan vermedi·101 syf.··
2022 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2022 18:53
John Steinback'in kalemiyle bu kez Meksika kıyılarına gidiyoruz. Fakir bir ailenin yaşantısına çeviriyoruz gözlerimizi. Burada bir köydeyiz ve bence betimlemeler sayesinde pastoral bir yaşantı hikayesi diyebiliriz. Kino ve Juana çiftinin sıradan yaşantısında soğuk rüzgarlar estirecek bir an... bir gün bir İnci'nin bulunması... İşte kitabın asıl bağlamının oluştuğu yer burası. İnci'yi okurken şu meşhur Yüzüklerin Efendisi film serisi aklıma gelmedi değil. Birbirine benzettim sevgili okurlar. Kıymetli bir madenin bulunuşu, ondan kopamayış, kopmadıkça gelen belalar ve onun sayesinde kötü olayların yaşanması ve devamında peşisıra olaylar. Steinback, kitabında örtülü olarak bize anlatmak istediği şu: Başta sevinçten havalara uçuracak herhangi bir konu/bir madde/ bir durum zaman içerisinde insanın hırsları nedeniyle zarar veren bir duruma dönüşebilir mi? Bu olabilir. İnsan türünün para hırsı, zenginlik arayışı, yükselme arayışı bu zarar veren şeyi görmemizi engelleyebilir mi? Evet, bu da olabilir. O zaman mutluluk veren şey, mutsuzluk veren şey haline gelir ve anlamını yitirmiş olur. İnci, 101 sayfadan oluşuyor. Kolayca okunabilecek yalın bir dili var. Ayrıca MEB'in 100 Temel Eserinden biriymiş. Ben beğendim, umarım siz de beğenirsiniz.
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
8/10
·208 syf.··
2022 12. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 13:09
''Fahrenheit 451'' Peki ne demek bu? Kitabın sonundan başlayayım. Ray Bradbury kitap için bir çok farklı isim düşünür. Sonra bir gün aklına; 'Kitap kaç derecede yanar?'' sorusu gelmiş. Bir çok üniversiteyi ve bilim insanını aramış durmuş ama cevabı bulamamış. Bu sorunun yanıtını bir itfayeciyi arayarak çözmüş: ''Kitabın yanma derecesi Fahrenheit 451'' diye. Ve kitabın adı belli olmuş: ''Fahrenheit 451'' Kitabın doğuşu Bradbury'nin bir gün yakma fikrini kitaba taşımasıyla başlar. Fikirlere önem verir. Bulunca bırakmak istemez ve çoğaltır, büyütür. Kendi gündelik yaşantısında karşılaştığı olayı kitabın ilk bölümündeki sokakta yürüyen küçük kıza benzetir ve kurgusuna yansıtır. Kitabının, dönemin siyasi durumundan etkilenerek oluşturduğundan da bahseder. Her zaman bildiğimiz, bir eser dönemin şartlarından etkilenir sözü bir kez daha anlam kazanmıştır. 1951 tarihinde böylesi geleceği tahmin eden, yaratıcı kurgusal eserin çıkması ise bence bir şans. Çünkü günümüze kadar unutulmadan elimize ulaşmış ve hala etkisini koruyor. Bir soruyla kitabın konusuna göz atalım: 'Bir itfaiyecinin görevi nedir?' - ''Yangınları söndürmek...'' dersiniz. Ancak... Ray Bradbury'nin eserinde alışageldiğimiz konuları ters yüz ediyor. İkibinçok senesinde itfaiyeciler kitapları yakarak yok ediyor, böcek denen hızlı araçlar, mekanik tazılar, evlerin duvarlarındaki çoklu televizyonlar, yüksek hızlı arabalar, yol kenarlarının tamamını kapatan uzun billboardlar, yanmayan evler... ve daha niceleri. Başta da dediğim gibi 1951 yılında yazılmış olmasına rağmen gelecekte olabilecek şeyleri tahmin etmek yüksek bir hayal gücüne sahip olmayı gerektirir. Elinizdeki bu distopik-bilim kurgu eseri heyecan seviyesini yüksekte tutuyor. Korku ve gerilim ögelerini de içinde barındırıyor. Yazar, duyguları tüm
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma