40'ından sonra azanı mı desem, rahat battı mı desem... Tarih profesörü evliliğini sonlandırıp başka biriyle evlenir. Öyle bizim yazarların sığlığıyla öğrencisiyle değil tabi. insanın sevdiğini değil sevdiğinin insanı öldürmesinin hem de sadece var olarak onun istediği her şeyi yaparak öldürmesinin öyküsü. Toplumun uygun gördüğü yaşamın kendisini bunalttığını ve körelmiş idealist ruhunu bir kez daha kullanabileceğini düşünür. Yalnız evlendiği kadının geçmişinde yaşadığı ilişkiler ve yaşama şekilleri ona fazla gelir. Bu durumu kabul etse de kadının hoşgörülü tutumuna karşın kadına sahip olamadığını kadının saygısını kazanamadığını düşünür. (Daha önce gitmediği yerlere götürmek sevişmediği şekillerde sevişmek vb.) Kadının bakire yönlerini keşfetmeye çıkan bir yolculuk söz konusu...
Otello, kıskançlık görünümüne sahip bir saflığın öyküsüydü. Bu ise kıskançlık aşağılık duygusu görünümüne sahip erkeğin kadını taşıyamamasının ve erkekler arası görünmez olan ama yoğun hissedilen hiyerarşinin öyküsü. (P.S. Adam profesör de olsa kadının yanında ezik kalıyordu...)
Muhakkak okunmalı...
“Çok okuyan mı bilir çok gezen mi?” Sorusuna benzer bir soruya cevap arıyor. “Zeki ve çalışan mı bilir yoksa yetenekli ve hayatın içinden yaşayarak öğrenen mi?” Bir tarafta hiç eğitim almamış ama görerek yaşayarak öğrenmiş bir şampiyon var diğer yanda da hiç kimseyle iletişime geçmemiş ve sadece çalışarak kapalı bir ortamda kendini geliştiren(ya da geliştirmek zorunda kalan) satranççı var kim kazanır? “Otur kapan odana derslerine çalış” ya da “okulda bir şey öğretilmiyor git ustalardan öğren” diyen ebeveynlerin muhakkak okuması ve üzerine düşünmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Spoi dediklerinden vermemek için kitabı okurken aklıma gelen bir fıkrayı yazayım ama…
Afrika'da bir çölde Fransız karargahına bir komutan atanmış. Komutan çevreyi gezerken bakmış ki bir deve karargâhta başıboş geziyor. Yanındaki askere sormuş
-"Bu deve ne diye dolaşıyor burada?"
Asker de
-"Onu cinsel ihtiyaçlarımızı gidermek için kullanıyoruz "demiş.
Komutan kızmış. Kaldırın sunu ortadan çabuk. Bir askere yakışır mi hiç böyle bir şey. Kimse kullanmayacak bu hayvani bir daha falan demiş. Askerler kaldırmışlar bir ahıra hayvani. Gel zaman git zaman, bir ay iki ay. Komutan tabii dayanamamaya başlamış. Bakmış olacak gibi değil, bir deneyeyim demiş. Gitmiş aksam vakti ahıra. Ama deve de çok yüksek. Alttan almış olmamış, üstüne çıkmış, yavaş yavaş kayayım demiş olmamış, öyle denemiş olmamış böyle olmamış. En sonunda zorla bir pozisyon bulmuş ve işini halletmiş. Ama içinden de bu is böyle olmuyordur, mutlaka bil tekniği vardır demiş. Ertesi gün bir askeri çağırmış ve sormuş:
-"Ya, siz bu deveyi nasıl kullanıyordunuz cinsel ihtiyaçlarınızı karşılamak için? "
Asker cevap vermiş:
-"Çok kolay komutanım, buradan 10 mil ötede bir genelev var. Atlıyoruz deveye oraya gidiyoruz, işimizi görüp geri