Bugün 14 Şubat; hava karlı ve buz gibi...
Sokağa çıkma yasaklarının olduğu pandemi döneminde ise sevgililer gününden olsa gerek çiçekçiler soğukta dışarıda...
Ekmek parası peşinde.
Dünyanın adaletsizliğini kafanızı camdan çıkardığınızda da görebilirsiniz.
Ama siz yine de sevgiyle kalın...
"Dünyayı ben böyle buldum, benden önce de böyleydi" diyenlerin vebali bu. Daha ne söyleyebilirim bilmiyorum ama bir adam pazara giden eşine bir buçuk lira verip kafasına bir tane sıkıyorsa, altmış yaşındaki bir amca çöpten yiyecek arıyorsa, bir anne çocuğunu fön makinesiyle ısıtmaya çalışıyorsa, faturalarını ödeyemeyen insanlar mektup bırakıp ailecek intihar ediyorsa lafın yetmediğini görüyorum. Sulara kapaklanmış bir mülteci çocuğun fotoğrafı hala gözümün önüne gelir, aklıma gelince vicdanımı sorgularım, içim titrer,rahatsız olur da akşam rahat uyuyamam. Bu kadar kirliliğin içinde insanların ekmek gibi dilim dilim bölündüğünü görüyor ve üzülüyorum. Bütün bu korkunç sarsıcı olaylar sadece son birkaç yılda olanlar...
Dün gece Emir Kusturica'nın Balkan sinemasının kült filmlerinden olan Çingeneler Zamanı'nı izledim. Yıllardır Ederlezi'yi Çingeneler Zamanı'nı izlemeden dinlemiş olmanın verdiği hüznü yaşamadığımı söyleyemem. Ederlezi' nin anlamı bende ayrıdır. Filmi ile bütünleşince ise Rüzgar Tanrısı'nın yeryüzü ile gökyüzünü birbirinden ayırması gibi ruhum bedenimden ayrıldı ve Perhan'a kavuştu.
Ah Perhan...