Bir insanın kaderi, dağdaki patika gibidir: Bazen çıkar, bazen iner, bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelip durur. İnsan tek başına böyle bir yolda ilerleyemez, ama birleşenler, birbirine omuz verenler her engeli aşarlar.
O kadar sürükleyici bir kitaptı ki bir günde okudum. Daha ilk sayfasından içine çekiyor okuyucuyu. Beş Sevim Apartmanı'nın her katında ayrı bir hikaye, ayrı bir acı. Doktor Samimi ise ortak noktalarını bulmaya çalışıyor bu insanların. Aslında tek bir ortak nokta var: Sevgisizlik. Sevgisizliğin nelere yol açabileceği etkileyici bir şekilde anlatılmış. Mutlaka okunmalı
Bu kitap beni derinden etkiledi. Victor Hugo, bir idam mahkumunun son günlerini öyle içten, öyle gerçekçi anlatmış ki sanki ben yaşıyormuşum gibi hissettim. Mahkumun ismi bile yok; çünkü burada önemli olan onun suçu değil, ölüm cezasının insan üzerindeki etkisi. Ölüm korkusu, yalnızlık, vicdan azabı… Hepsi tek tek hissettiriliyor.
Kitapta mahkumun cezaevindeki bekleyişi, ailesine duyduğu özlem, hayata dair pişmanlıkları çok çarpıcı şekilde anlatılıyor. Her gün biraz daha umudunu yitiriyor ama iç dünyasında büyük bir savaş veriyor. Ölüm saatine yaklaşırken kafasında dönen düşünceler, insanın adalet sistemine ve vicdana olan inancını sorgulatıyor. Hugo, bu eseriyle dönemin idam cezalarına karşı güçlü bir mesaj veriyor.