Ceyda Küçükoruç

Ceyda Küçükoruç

Ceyda Küçükoruç

, bir kitap okudu
9/10
·360 syf.··
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2014 00:00
·
2014 13. kitabı
Sarah Jio
8.6/10 · 44,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·352 syf.··
2014 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2014 00:00
Sarah Jio'nun bu son romanında da tıpkı diğerlerinde olduğu gibi geçmiş ve gelecek eş zamanlı olarak anlatılıyor. Yine geçmişte yaşanan bir takım olaylar, aile sırları, gizemi çözülmemiş yaşam hikayeleri ve cevap bekleyen soruların sis perdesi günümüzde açılıyor. Mart Menekşeleri ve Böğürtlen Kışı'nda da aynı kurguyu okumuştum. Bu kurgu daha kaç roman gider bilemiyorum. Ancak söylemek isterim ki yazarın o kadar yalın, öylesine güzel bir anlatım tarzı var ki romanın ana gövdesi aynı olsa bile asla "kabak tadı verdi" diyemiyorsunuz. Benim gibi çok çabuk sıkılan bir insan bunu söyleyebiliyorsa yazarın yazma konusundaki ustalığı tartışılamaz demektir. Ayrıca bu son romanda yazarımız gizemi biraz daha artırmak adına işin içerisine bir de çözülmemiş cinayetler ilave etmiş. Yani bu romanı okurken hem geçmişin dedektifi hem de katilin dedektifi oluyorsunuz... "Katil kim?" sorusu sizi romanın sonuna kadar takip ediyor ve son 10-15 sayfada öğrendiğiniz gerçekler sizi şaşkına çeviriyor. Kitabı okuduktan sonra her ne kadar hayal ürünü olduğunu bilsem bile Google arama sayfasına Livingston Köşkü diye yazmadan duramadım. Esasında içten içe Livingstone'un gerçek olmasını çok dilemiştim; itiraf ediyorum. Günün birinde oraya gidip, kamelya ağaçlarını görebilme ihtimalimin olması hoş olurdu gerçekten... Fakat o köşkün bizim evde olduğunu fark ettim :) Bundan birkaç sene evvel yapmış olduğum puzzle daki köşk Livingstone'un sanki canlılık bulmuş hali. Ya da şöyle diyelim olması gereken hali. Romanda anlatılan kasvetli yapısından kurtulmuş aydınlığa kavuşmuş, huzurla dolmuş hali...yani bence tabi :) Ayrıca yazar tarafından mükemmel derecede tasvir edilen çatı katı serası da tam bir cennet gibi canlandı gözümde. Desmond'un yerinde olmayı istemezdim hiç ama, tam da o anda, yosun
Teknoloji
Son KamelyaSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201415,8bin okunma
8/10
·176 syf.··
2014 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2014 00:00
Adalet sadece bir kavram değildir. Ezilenler, Adaletin gelmesini, Sonsuza kadar beklemezler. Madalyonun diğer yüzünü çevirip bakmak isteyenler için yazılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Söyleyecek çok şeyim olmasına rağmen üzerinde çok fazla konuşmak istemiyorum. Bu kitap bana sadece şunu anımsattı : "Hayat her zaman siyah ve beyazlardan oluşmaz birçok ara renk vardır" Kitabın bir sayfasında Rızgar şöyle diyor: "Düşmanın da iyisi, iyidir heval" Yani mühim olan iyi olmak, insan olmak... Yine de insan düşünmeden, sorgulamadan yapamıyor. "Bu kadar mı savrulur bir insan yaprak gibi, bu kadar mı müdahale edemez hayatına, bu kadar mı çaresizdin gerçekten, bu mu doğru yol aklındakileri anlatmak için, kader deyip geçsek ikna olur muyuz yoksa kaderimizi biraz da biz şekillendirmez miyiz, Bir insan kendi tercihlerinden sorumludur da devlet ne derece sorumlu tutulabilir tercihlerinden, peki ya bir iyi örnek veya kader mahkumu masum biri bütün kötü imajı silebilir, geride kalanları aklayabilir mi, devlet mi büyük insanlar mı kim kimden medet ummalı, çözüm ne?" Bunlar gibi daha pek çok sorunun okurken aklınıza geldiği, yoruma açık bir yaşam hikayesi. Okuyun derim. Zaman zaman algılarımızın açılması için beyni düşünmeye zorlamak gerek... Okuyalım, düşünelim, vicdan muhasebesi ve mantık muhakemesi yapalım...
ÖtekilerTuncay Özkan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2013180 okunma
5/10
·688 syf.··
2014 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2014 00:00
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, yıl içerisinde okuduğunuz kitapların toplam sayfa sayısını merak eden bir tür deli iseniz (tıpkı benim gibi), bu kitap o istatistiği birden canavar gibi artıracaktır. Bir insan nasıl 674 sayfa yazar anlayabilmiş değilim... Esasında bundan yanılmıyorsam iki yaz önceydi Marian Keyes ile tanışmam. Bodrum'da "Senden Başka yok" adlı kitabının cep boyunu bulup almıştım. Okuması kolay, konusu basit, eğlenceli esprili bir anlatım tarzı olduğu için tam bir yaz kitabı olduğunu düşünmüş ve çok beğenmiştim. Bu deneyimden cesaret alarak "Çıkmaz Sokağın sırrı"na göz diktim... Tabi anlamışsınızdır yazdığım girizgahtan... İlk okuduğum kitabındaki kadar güzel bir tat alamadım bu sefer Marian Keyes'in yazdıklarından. Ancak inat ettim son sayfanın son kelimesine kadar okudum. Tamı tamına 674 sayfa. Oku oku bitmedi yahu. Taşıması ayrı dert okuması ayrı dert. Ben bunu okuyup bitirene kadar sevdicek 3 kitap bitirdi. Kitabın ana konusunu yazsam sanıyorum maksimum 300 sayfa olur. Konu esasında ilgi çekici ve basit. Eskilerin ünlü müzik grubu Laddz'lerin (4 erkekten oluşan bir grup) menajeri Jay Parker, bu grubu tekrardan popüler yapmak için bir dizi konser anlaşması ayarlıyor.Grup üyeleri artık yaşını başını almış ağır abiler haline geldiklerinden Jay'in sahnede yapmalarını istediği dans koreografilerinden hiç hoşlanmıyorlar ancak, hepsinin maddi durumu çıkmazda olduğu için kabul etmek zorunda kalıyorlar. Fakat grup üyelerinden Wayne'in aniden ortadan kayboluşu bütün planları alt üst ediyor.Paniğe kapılan Jay Parker, olaylı bir şekilde ayrıldığı eski sevgilisi ve özel dedektif olan Helen Walsh'u arıyor ve Wayne'i bulmasını istiyor. Benim birkaç cümleyle konusunu anlatabildiğim, ve eminim ki sizin de aklınızda ufak bir senaryo oluşturabildiğim bu kitabın
Çıkmaz Sokağın SırrıMarian Keyes · Artemis Yayınları · 201358 okunma