Distopya nedir?
Çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir,’
Herkesin mutlu olduğu, düşüncelere ve özgürlüğe değer veren toplumların aksine distopyalarda yönetim genelde tek bir insanın elindedir. Hükümetin başındaki adam ne derse o olur, ağzından çıkan her şey kanundur. Sizi her daim gözetleyebilir ve kimsenin ona karşı gelmek gibi bir lüksü yoktur. Medya onların elindedir, kimi seveceğiniz onların elindedir, ne yiyeceğiniz ve ne içeceğiniz hatta bazen nefes alışınız bile onların elindedir.
Ütopyadaki gibi burada da insanlar mutludur ama bu mutluluk ütopyadaki mutluluk ile aynı değildir. İnsanlar mutlu olduklarını sadece zannetmekle kalırlar. Kimse hayatını, yaşadıklarını sorgulamaz. Zira doğduklarından beri aynı düzen içinde yaşamış ve yine bu düzene boyun eğerek yaşamaya devam etmektedirler. Başka bir hayat görmemişlerdir, bu hayat onların normalidir ve çoğu “gerçek mutluluğu” doğduklarından beri yaşadıkları şey sanır.
Sonra ne mi olur? Devletin en çok korktuğu şey: Sorgulamak. Birisi bütün bu olanları sorgulamaya başlar ve bu, aynı veba gibi topluma yayılır. Önce bir kişi, sonra iki, üç, dört, beş… Sonra isyanlar, devrimler…
Bazı kavramlar:
Öncelikle şunu söylemeliyiz ki distopya okumaya başlamak için ”en uygun kitap” şudur diyemeyiz. Çünkü distopyalar genelde siyasi kavramlar üzerinden ilerler. Siz ne kadar iyi bir okuyucu olsanız da bu siyasi kavramları bilmediğiniz sürece okuduğunuz kitap işkenceye dönüşecektir. Örnek olarak otorite, rejim, totaliter rejim, anti tez ve bunun gibi siyasi bazı kavramları bilmeniz sizin için faydalı olacaktır. Okudukça takıldığınız kelimelere açıp bakabilirsiniz fakat