Deniz

4/10
·218 syf.··
2022 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2022 18:03
Bu kitabı, “ Paul ile Virginie ” ve “ Abelard ve Heloise ” gibi harika kitaplardan sonra okumak gibi bir talihsizlik yapmamanızı öneririm, benim gibi... Çünkü okuduklarınız yavan ve samimiyetsiz bir anlatımla bezenmiş hastalıklı bir ilişkinin sakız gibi uzayarak kabak tadı vermesiyle sonuçlanacak. Thérèse 30 yaşlarında, Laurent ise 24 yaşlarında olmalarına rağmen, Thérèse bu ilişkide bir anne rolü üstlenmiş, bir doktorun hastasını ilaçla iyileştirme yöntemi gibi, anne şefkatiyle Laurent’ın hayata yaklaşımını, hayatı yaşayışını tedavi etmeye karar vermiştir. Sırf buradan bile hastalıklı bir ilişkiyi okuyacağınızı farketmeniz gayet olası. Laurent ise kişilik bölünmesi yaşayan, istikrarsız ruh halleri ve gelgitleriyle ilişkiyi önce mahvedip, sonra kadını kaybetmenin verdiği bir silkinmeyle hatasını anlayarak, binbir çabayla Thérèse’i geri elde etme peşindedir. Zayıf bir karakter, yardım eli uzatılmadan hayatı kendi ellerinde mahvolacakmış gibi bir imaj çizen adamın bir süre sonra bundan haz aldığını, yani kendini Thérèse’e zayıf göstermekten de memnun olduğunu anlıyoruz. Kadının anne rolüyle yaklaşımına, usanmaz, şımarık bir çocuk rolünü seve seve benimseyerek karşılık veriyor. “Thérèse daha naif olan Laurent’ın zayıflığının kendine özgü büyüsüne karşı koyulmaz bir şekilde kapılmıştı! Genç adam güçsüzlüğünü gizlemiyor, dehasının bu dokunaklı zaaflarını içtenlikli taşkınlıklar ve bitmek bilmez acındırmalarla dışa vuruyordu.” s.192 Thérèse anne diyor ki: “ ...şunu iyi bil çocuğum ki, aşk üzerine basıp geçildiğinde yeniden ayağa kalkamayacak kadar hassas bir çiçektir.” s.117 Diyor da bu ilişki defalarca bitiyor, ama BİTEMİYOR... Okuma çilemiz bu kadar erken bitemez. Neden? Çünkü Thérèse hırslı, çünkü Thérèse erdemli ve gururlu! Hastayı iyileştirecek Thérèse... Bu motivasyonla ilişkiyi her
Edebiyat
Thérèse ve LaurentGeorge Sand · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2010168 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2021 00:00
Gılgamış Destanı dünyada yazılı edebiyatın ilk örneklerinden biridir. Geçmiş yıllarda ve özellikle de bu yıl içerisinde yaptığım okumalarda şunu farkettim ki, okuduğum tüm klasik roman yazarları, (başka bir deyişle zamana meydan okumuş başyapıtlar yazmış yazarlar) daima kendinden önceki dönemlere ait diğer yazarlardan, akımlardan ve düşüncelerden etkilenmişler. Başarılarının ve kalıcı olmalarındaki bir sebep bu olabilir. Çağdaş Edebiyat, kendinden önceki savaş döneminden, o dönemdekiler Rönesans ve Aydınlanma Çağı edebiyatı ve yazarlarından, ondan öncekiler ise Kahramanlar ve Efsanelerden yani mitolojiden etkilenmiş ve esinlenmiştir. Buradan yola çıkarak şunu diyebilirim ki; hangi döneme ait bir kitabı/yazarı okuyorsanız okuyun, onun çağdaşları ve önceki dönemlere ait yazınlar üzerine bir fikriniz olması, okumanızı daha anlamlı kılacaktır. Bu tip bir okuma sırası, vizyonunuzu genişletecek ve kuşkusuz okuduklarınızdan daha derin anlamlar çıkarmanızda, daha çeşitli bağlantılar kurabilecek hale gelmenizde katkı sağlayacaktır. Bu açıdan, ilk cümlede söylediğim gibi, Gılgamış Destanı'nın ilk edebiyat yazın örneği olması sadece tarihsel açıdan değil, kendinden sonra gelen antik Yunan, antik Hindistan ve Çin yazın örnekleri ve destanlara da etkisi bakımından önem taşır. Hayatınızdaki edebiyat yolculuğunuz bir kule gibi adım adım inşa edilecekse eğer, Gılgamış Destanı bunun ilk temel taşı olmalıdır. Bu destanı da, Sümer tabletleri üzerine hayatını vermiş Muazzez İlmiye Çığ'dan okumak harika olur. İyi Okumalar! Gilgameş Muazzez İlmiye Çığ
Edebiyat
GilgameşMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20131,802 okunma
Ruhun Karmaşık Öyküsü- Nadide Bir Zambak
6/10
·328 syf.··
2021 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2021 12:07
Kitabı okumadan önce Fransa tarihi Restorasyon dönemi (XVIII.Louis ve X.Charles), dönemin sosyete ve burjuva yaşantısı, özellikle Fransa soyluluk ünvanları, Kilise ve dönemin dini adetleri gibi konularda genel bir okuma yapmanızı tavsiye ederim. Bu ön hazırlık, Balzac'ın hem kendi içinde yaşadığı dönemi, hem yazılarını nasıl etkilediği hem de kitaptaki hikayeyi anlamada yardımcı olacaktır. Kitabın olaylar üzerinden bir anlatım tekniğinden ziyade, yoğun hisler ve duygular üzerinden ilerleyen, bolca betimlemelere yer verilen, 'sonradan öğrendim ki, bunu daha sonradan gördüm ki' gibi ufak araya girişlerle okuyucuda 'acaba daha sonra ne oldu' merakı da uyandıran bir anlatım dili var. Kitabın en belirgin özelliği; tabiki bolca cömertce kullanılan betimlemeler. Uzun uzadıya anlatılmamış bir duygu bir olay hatta bir cümle göremezsiniz. Bu sebeple de bu kitabı, neredeyse günümüz kitap değerlendirme kriteri haline gelen "sade anlatım ve akıcı bir dil" kategorisine koyamayız. Yazarın kitaptan şu alıntısı da aslında neden bu yalınlıktan uzak anlatımı seçtiğini destekler bir açıklama gibi. "Gerçekten de, yaşam sadece eylemden ve hareketten oluşuyorsa herşey kısa sürede anlatılır; ama bu yaşam ruhun yüksek katmanlarını katetmişse karmaşık öyküsü zamana yayılır." (s.290) Kitaptaki anlatılan dönem, gerçekte de yaşanan dönem konusunda büyük paralellik gösteriyor. Bu açıdan ele aldığımda toplumun yaklaşımında ve daha küçük parçası olan aile yaşantısında büyük bir ikiyüzlülük göze çarpıyor. Bir ingiliz soylu sınıfından evli bir kadının gözler önünde rahatlıkla kurduğu aşk ilişkisine toplumun ve kocanın çok normal yaklaşımlar sergilemesi, ama yine Fransız soylusu evli bir kadının -ki kendisi baş kahraman Henriette- bu rahatlığı göstermek bir yana, sadece içinde yaşattığı hisler
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553,1bin okunma
Hakimin Kadife Pençesinin Altında Celladın Tırnakları Hissedilir
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 16:24
Fransız Devrimi sırasında gelen “modernleşme” akımı, idam cezalarında da daha “insancıl” bir uygulama arayışı doğurmuş, sonucunda giyotin icat edilmiştir. İdam cezaları suçlunun akıbetine şahit olunsun, herkese örnek teşkil etsin diye genellikle halka açık meydanlarda gerçekleştirilir ve bu idamı izlemeye gelen içinde çocukların da olduğu kalabalık insan grupları meydanda toplanırlar. Bu korkunç manzaraya insanlarn eğlenceli bir sokak gösterisini izlermişçesine çoşkuyla katılmış oldukları gerçeği, düşününce insanın kanını donduruyor gerçekten. Bunda “insancıl” hiçbir yaklaşım olamaz. Tarihe bakıldığında kendi zamanlarında ölüm cezasını savunan krallar kraliçeler yöneticiler, gün gelmiş kendileri de ölümle cezalandırılmış. Fransa kralı XVI. Louis, eşi kraliçe Marie Antoinette gibi. Öte yandan, geçen zaman, fikirlerde ve dolayısıyla uygulamada değişime yol açar. Bugün doğruluğundan emin olarak verilen ölüm cezasının, yarın yasalar ve kararlar değiştiğinde telafisi var mıdır? Fransa’nın bir Jeanne d’Arc örneği var, yaşanmış ama ders çıkarılmamış malesef. Yurdu Fransa’yı İngilizlere karşı bizzat savaşarak savunan daha gencecik bir kız olan Jeanne d’Arc’ın, Fransa kilisesince kafir ilan edilerek ölüm cezasına çarptırılması, ölümünü meydanda 10.000 kişinin izlemiş olması, bundan yıllar sonra ise Jeanne d’Arc’ın aynı kilise tarafından azize ilan edilmesi... Bu hem toplumun hem de o toplum sayesinde varlığını sürdüren din ve devlet adamlarının ikiyüzlü yaklaşımını açıkça göstermiyor mu? Tarih böylr örneklerle dolu. Bu sebeple de ölüm cezası, bir insanın veya bir grubun farketmez, kimsenin eline bırakılamayacak bir karardır. Viktor Hugo yaşadığı dönem itibariyle bu korkunç ceza uygulamasına bizzat şahittir. İdam mahkumunun son günlerini anlattığı kısımlar kadar onun önsözü
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Mü-kem-mel!
10/10
·984 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 19:17
HERHANGİ bir kişisel gelişim kitabından çok daha fazla sizi kişisel geliştireceği kesin olan bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Herkes okumamalı ama... Eğer, 'Biraz önce normal birşey oldu ama ben niye sanki birşeyler yanlışmış gibi hissediyorum?' veya 'Herkesin onayladığı ve alkışladığı birşeyi ben de onayladım ve alkışladım ama niye şimdi böyle hissediyorum?' gibi adını koyamadığınız hisleriniz varsa, evet kesinlikle okuyun. Onlar okusun. Elimde olsa bu kitaptan yüzlerce alıp, sokakta işyerinde insanların kafasına bir tuğla gibi FIRLATIP: 'Al oku artık şunu, oku da insan ol biraz!' diyesim geldi :) Şaka bir yana, bunu yapamam tabi. Çünkü kitabın baskısı yok! Kaldı ki yüzlercesi... Ben bir tane baskısını dahi bulamadım. EBook şeklinde okudum ve kitapçılarda çok satanlar raflarında onca çöp içerikli kişisel gelişim kitabı olmasına ama Hayatın Kaynağı'nın baskısı olmamasına, bir yayınevinin bu işe el atıp sorunu çözmemiş olmasına İNANAMIYORUM. Gerçi kitabı okuduktan sonra düşününce, birbirinin benzeri kopyanın kopyası kitapların heryerde olup, bunun gibi dürüst kitapların, insanlara farkındalığı, özsaygıyı, gerçeği haykıran kitapların bilinçli şekilde gölgede bırakılmak istenmesine şaşırmıyor insan. KİTAP TAM DA ZATEN BU KONU ÜZERİNE. Aynı durumu sadece kitaplar olarak değil, insanlar olarak düşününce de aynı kapıya çıkıyor malesef. Ayn Rand, hayatın kaynağına dair söylenecek ne varsa 'bu, bu, bu kardeşim' şeklinde bir bir yazmış olsaydı bu kadar mükemmel bir kitap olmayabilirdi. O yaşama dair bütün söylenmesi gerekenleri, insan ruhuna dair bütün anlaşılması ve hazmedilmesi gerekenleri kurgu içine o kadar güzel yerleştirmiş ki, yarattığı karakterler ve kurgu ile insanın üzerinde daha güçlü bir etki bırakmayı başarmış. Etkilenmemek mümkün değil. EK NOT: Kitabı
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,742 okunma