Senin dert ve üzüntünü paylaşmaya yanaşmıyor, bunların bana da geçmesine izin vermek istemiyorsam, bu demek değildir ki, dert ve üzüntüne aldırmıyor, onları ciddiye almıyorum. Yüzünde taşıdığın, bu dünyadaki yaşamının ve yazgının damgası olan ifadeyi tümüyle onaylıyorum; sana yakışıyor bu ifade ve sana aittir, her ne kadar ileride değişeceği umudunu taşıyorsam da hoşuma gidiyor, saygı duyuyorum karşısında.
Bütünlük oradaydı, ama parçalar yoktu. Parçalar olmadığından, bir şeylerin yerine başka bir şeyleri koymak da gerekmiyordu. Çıkarmaya ya da eklemeye gerek yoktu. Zor düşünceleri bir kenara bırakıp kendini o bütünlüğün kollarına bırakması yeterliydi.