"güneş batmadan az evvel,
uyuklar gibi dallarını yapraklarını koyuvermiş ağaçların arasından bir kuş kafilesi geçti.
bu durgun ve mecalsiz dalları, onların incecik rüzgârı ürpertti.
sen de pencerende ürktün, ürperdin;
besbelli dalgındın, düşünceli idin.
acaba şu tabiatın sırlı sükûnu, senin esrar dolu gönlünden koparılmış bir parça mıdır, diye düşündüm. lâkin sormadım."