Ayşe Çakır

Amok Koşucusu
Puan vermedi·64 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 14:12
Stefan Zweig, benim için başından beri mesafeyle yaklaştığım bir yazardı ve bu mesafenin haksız olduğunu düşünmüyorum. Eser, Zweig’e dair ön yargımın temelsiz değil, yer yer oldukça isabetli olduğunu yeniden hatırlattı. Beğendim mi, hayır. Etkilendim mi, yer yer. Ama bu, ona dair hükmümü değiştirecek kadar büyük bir kırılma yaratmadı. İnsan bazen bir yazarı takdir edip yine de ona teslim olmaz. Gayet mümkün, dünyada nadir görülen bir akıl disiplini.. Metnin en çarpıcı tarafı, bir kadının aşk, tutku, yoksunluk ya da toplumsal baskı karşısında bile kendi gururundan ve kişiliğinden vazgeçmemesini merkezine alması. Bir kadının “sevilmek” uğruna silinmemesi, “ait olmak” uğruna kendinden vazgeçmemesi ve en önemlisi kırılmayı kabullenip eğilmemesi, kitabın en güçlü damarıydı. Bu yönüyle etkileyici, hatta yer yer sarsıcı. Zweig’in psikolojik çözümlemelerdeki mahareti burada kendini açıkça gösteriyor; karakterin iç dünyasını öyle bir işliyor ki, okur yalnızca olanı değil, bastırılanı da görüyor. Ve asıl çarpıcı olan da bu zaten: söylenmeyenlerin ağırlığı. Ancak etkileyici olmakla öğretici olmak aynı şey değil. Kitap, duygusal ve psikolojik anlamda güçlü; evet. Fakat bende dönüştürücü ya da yeni bir düşünce alanı açan bir metin etkisi bırakmadı. Etkiledi, ama beslemedi. Sarstı, ama büyütmedi. Hayranlık uyandırdı belki, fakat zihnimde kalıcı bir iz bırakacak kadar çoğalmadı. Bu yüzden iyi bir okuma deneyimi sunmasına rağmen benim için “unutulmaz” değil, yalnızca “etkileyici” olarak kaldı. Aradaki fark küçük değil. Büyük konuşmamak gerek, elbette bir gün gerçekten farklı, gerçekten çarpıcı bir Zweig metni çıkarsa yine okurum. Ama şimdilik benim için tablo değişmedi. Zweig edebiyatı hâlâ uzaktan bakınca daha etkileyici. Yaklaştıkça etkisi azalıyor. Şimdilik bende karşılığı bu:
1000Kitap
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir-Sigmund Freud
Puan vermedi·72 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 09:34
Sigmund Freud’un bu kitabını elime alma sebebim rüyalara duyduğum kişisel meraktı. Bir dönem rüyaların insan yaşamında gerçekten anlamlı ipuçları taşıyıp taşımadığını sorgulamış, bu konuda psikolog bir arkadaşımla uzun sohbetler yapmıştım. Onun da rüya analizleri üzerine dersler alıyor olması ilgimi daha da artırmıştı. Freud’u okuma motivasyonum tam olarak buydu: Rüyaların bilinçdışıyla ilişkisini daha sistemli bir çerçevede görmek. Kitapta Freud’un psikanaliz çalışmalarının temel yaklaşımı açık biçimde ortaya konuyor. Rüyaların rastgele imgelerden ibaret olmadığını, bastırılmış arzuların ve bilinçdışı süreçlerin bir yansıması olduğunu savunuyor. İnsan zihninin görünen kısmının altında çok daha karmaşık bir yapı olduğunu ve rüyaların bu derinliğe açılan bir kapı işlevi gördüğünü ileri sürmesi, psikoloji tarihi açısından oldukça etkileyici. Rüya ile psikoloji arasındaki bu bağlantıyı teorik bir sistem hâline getirmesi, Freud’un en güçlü yönlerinden biri. Ancak inançlı bir Müslüman olarak, Freud’un bazı temel kabulleriyle aynı noktada durmadığımı da belirtmem gerekir. Özellikle insan davranışlarını bütünüyle bilinçdışı dürtülere ve toplumsal baskı mekanizmalarına dayandırması, insanın manevi boyutunu dışarıda bırakıyor gibi görünüyor. Toplum ihtiyaçları ile birey ihtiyaçları arasındaki çatışmayı “denge” kavramıyla açıklaması ve bu denge bozulduğunda ego ile fedakârlık arasında bir gerilim oluşacağını söylemesi dikkat çekici; ancak insanın yalnızca psikolojik ve toplumsal bir varlık olarak ele alınması bana eksik geliyor. Kitabın sonunda savaşın ancak bütün çatışmaları doğru biçimde çözüme kavuşturabilecek merkezi bir otoritenin kurulmasıyla önlenebileceği fikri öne çıkıyor. Bu düşünce, düzen arayışının psikolojik ve siyasal bir yansıması olarak okunabilir. Fakat tüm
Felsefe-Düşünce
Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir - Sigmund FreudYılmaz Şener · Destek Yayınları · 20202,642 okunma
Toplumsal Eleştiri
Puan vermedi·72 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 22:18
Kütüphaneden çıkarken yolda okurum diye elime aldığım ince bir kitaptı; dün başlayıp bugün bitirdim. Kısa olmasına rağmen üzerimde bıraktığı etki, okuma süresinden çok daha uzun sürdü. Çehov, bu metinde insanın en kırılgan noktalarından birine dokunuyor: farklı olana gösterilen tahammülsüzlük.. Altıncı Koğuş’ta “deli” denilen insanların çoğu, toplumun alıştığı düşünme ve yaşama biçimlerinin dışında kaldıkları için bu etiketle karşılaşıyor gibi duruyor. Düşünen, sorgulayan, acıyı ve adaletsizliği dile getiren birinin hızla tehlikeli ilan edilmesi, kitabın en rahatsız edici ama en gerçek tarafı. Eğitimli olmak ya da dünyayı farklı bir yerden görmek burada bir avantaj değil, insanı daha da yalnızlaştıran bir şey hâline geliyor. Çehov’un dili yalın ve mesafeli. Olan biteni süslemiyor, duyguları zorla dayatmıyor. Ben daha net, doğrudan anlatımı seven ve uzun betimlemelerle arası pek iyi olmayan bir okur olduğum için bu anlatım tarzı bana özellikle iyi geldi; metnin duygusunu dağıtmadan, doğrudan meselesine odaklanmasını sağlıyor. Altıncı Koğuş, kısa bir metin olmasına rağmen insanın zihninde geniş bir alan açıyor. Delilikten çok, dışlama ve kayıtsızlık üzerine düşündüren; bittiğinde hemen kapanmayan bir kitap.
Edebiyat
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202187,2bin okunma
2/10
·88 syf.··
2026 3. kitabı
Kafka’nın anlatımı bilinçli bir tekdüzelik üzerine kurulu; olaydan çok ruh hâline odaklanıyor. Ancak bu tercih, benim için karakterle bağ kurmayı zorlaştırdı ve metni ilerlemekten çok aynı duyguda takılı kalıyormuş gibi hissettirdi. Betimlemelerin yoğunluğu, kısa bir metinde beklenen dinamizmi sağlamadığı için okuma süreci giderek yorucu hâle geldi. “Beni edebi olarak ikna etmeyen bu metin, yine de modern insanın yalnızlığını bu kadar rahatsız edici bir sadelikle anlatabilmesiyle neden hâlâ okunduğunu kısmen açıklıyor.”
Edebiyat & Roman
DönüşümFranz Kafka · Koridor Yayıncılık · 2016267,5bin okunma
Kendi Bakış Açım
Puan vermedi·251 syf.··
2025 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 21:06
Marlo Morgan’ın Bir Çift Yürek kitabı, Aborjin topluluğuyla yaptığı yolculuk üzerinden “gerçek insanlar”ın yaşam felsefesini anlatıyor. Metindeki bazı yaklaşımların, hem Kur’an’da hem de İslam düşüncesinde karşılığı olabilecek kavramlara temas ettiğini fark ettim. Benzerlikler elbette aynı inancı paylaştıkları anlamına gelmiyor; fakat insanlığın ortak değer arayışının izlerini görmek açısından dikkat çekiciydi. Kitapta “kutlamaların” doğum günü gibi zamanlardan ziyade kişinin topluluğa katkısı, ruhsal gelişimde bir adım atması veya bir olgunluk seviyesini geçmesi üzerine yapılması dikkat çekiyordu. İslam geleneğinde de değer, çoğu zaman kronolojik yaşa değil, kişinin iyiliklerine, hikmete ve olgunluğuna bağlanır: “Allah, içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.” (Mücadele, 11 – Diyanet Meali) Aborjinlerin “bilgelik ifadesini bekler” anlayışı da insana sorumluluk ve olgunluk yükleyen bir düşünüş. Kur’an’da sıkça geçen “tefekkür”, “akletme” ve “kalp ile idrak” vurgusuyla benzer bir yönü var: “Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerindeyken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.” (Âl-i İmrân) Kitapta geçen şu düşünce özellikle dikkatimi çekti: Gerçek insanlar, “tanrısal birliğin insanlar gibi şekli, ağırlığı, sınırı olmadığını; öz, saflık, sevgi ve sınırsız enerji olduğunu” söylüyorlar. Bu, İslam’ın “şekilden ve sınırlı varlık kavramından münezzeh olan Allah” inancını hatırlatıyor: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ, 11) “Allah Samed’dir.” (İhlâs, 2) Elbette Aborjinlerin bu inancı İslam ile birebir aynı değil; fakat “yaratıcının maddi bir forma indirgenemeyeceği” fikri ortak bir sezgi gibi duruyor. Kitapta geçen şu ifade de oldukça düşündürücüydü: “Konuşmak var oluş nedeni değildir; gerçek insanlar
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma