Kendini bilmemek, yaşamaktır. Kendini yanlış tanımak, düşünmektir. Ama o aydınlanma anında olduğu gibi kendini birdenbire tanımak, insanın, içindeki ruhun bölünmez özünü, ruhun büyülü sözünü birdenbire kavramasıdır. Ne var ki, birden beliren bir ışık her şeyi yakar, kavurur. Bizi çıplak bırakır, kendi varlığımızdan bile soyundurur.
Aydınlanma birden bire görülür oysa ki öncesinde fırtına öncesi sessizlik evresi ( bir süreç sonucu) olmuştur. Bu şekilde, anlamlı aydınlanma (ışık) yakıcı ve kavurucu olmaz.
Sevgi ile ahlak doğru orantılı değil midir?
Sevgi sevenden ne ölçüde bağımsız olabilir ki, bu anlamda tıpkı bencil bencilce sever ,zalim zalimce sever düşüncesi akıllara gelmez mi?
Alıntıdaki soruya yönelik yani aynı mantıkla " güzel sevmek için mutlak servete ve asalete ihtiyaç vardır" diyebilir miyiz sevgili Hilal...