Adına dünya dediğimiz bu durağı, derin bir üzüntüye kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Saf bir inancın çok güzel cevapladığı bu soruya akıl ve fen cevap veremiyordu.
TANRI
Henüz kafası karışık, hizmet etse de bana, Aydınlığa kavuşturacağım onu çok yakında. Bahçıvandır bilen ağacın yeşereceği zamanı, Çiçek ve meyvenin geleceği süsleyeceğini.
MEFİSTOFELES
Nesine girelim iddiaya? Kaybedeceksiniz nasıl olsa, İzin verirseniz bana,
Onu kendi yoluma çekeyim usulca!
TANRI
Yok mu söyleyecek başka sözün bana? Hep şikâyet için mi gelirsin buraya? Beğenmez misin hiçbir şeyi bu dünyada?
MEFİSTOFELES
Hayır, efendimiz! Orası her zaman gerçekten kötü. Üzülüyorum insanların perişan haline;
İşkence etmek istemiyorum zavallılara ben bile.
Aklın bozulması, bizi saran, soluduğumuz havanın bozulup kirlenmesinden çok daha tehlikeli bir vebadır. İkinci veba sadece canlıların yaşamlarını tehdit eder, diğeriyse insanlığımıza saldırır.
Ya bir karışım, karmaşa, dağılma ya da birleşme, tertip ve tanrısal öngörü vardır. Eğer ilki doğruysa, neden böyle amaçsız bir karışıklıkta ve düzensizlikte gereksiz yere zaman harcamak isteyeyim? En sonunda "toprak olacağım"dan başka herhangi bir şeyi neden umursayayım? Hem neden endişeleneyim? Ne yaparsam yapayım dağılma kaçınılmaz.
Oysa ikincisinde her şeyi yönetene, sarsılmaz bir güven duyarım.