Hilal

1- GİZDÖKÜMCÜ TÜR NEDİR VE SYLVIA PLATH'IN ŞAİRLİĞİ BU TÜRE NE KADAR AİTTİR? Gizdökümcü türün tanımlayıcı özelliği, kendini aklama peşinde olan şairin yeraltına inmesidir. Aslında bu genel nitelik, insanların bilincindeki sebebi belirsiz korkuları irdeleyen tüm sanat eserleri için geçerlidir aynı zamanda. Her şeyden önce gizdökümcü türün kökenlerine baktığımızda; Emerson, Hawthorne, Melville gibi transandantalistlerle (ki onlar Avrupa kültüründen faydalanmışlardı) Poe gibi grotesk bir figürü saymazsak 50'li ve 60'lı yıllardaki bu Amerikan kuşağının öncüllerinin Fransız sembolistleriyle sürrealistleri olduklarını görürüz. Baudelaire, Rimbaud, Verlaine, Mallarmé gibi büyük şairler, bu asi evlatlar; rüya, illüzyon, fantezi ve hayal gücü dünyasını yaratarak, zaman zaman budalalığa yaklaşan bir şekilde bilinçaltını açmaya çalışmışlardır. Bu başlangıç sonradan, tüm toplumlarla kurumların mantıklı ve yüce fikirli insanları, sundukları şeyleri reddetmeye zorladıkları mantığıyla her türlü deliliğe onay veren sürrealizme dönüşmüştür.
Sayfa 19 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Öğle vakti aydınlığında anlaşılır mı gece karanlığının derinliği?” Nietzsche
Sayfa 148 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
“Yeryüzünün tuzu sizsiniz.” Matta 5.13
Sayfa 117 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
Güney rüzgârının getirdiği deniz ve ısınmış asfalt kokusu bana eski yazları anımsattı. Bir kızın teninin sıcaklığı, eski bir rock'n roll şarkısı, yeni yıkanmış bir gömlek, havuzun soyunma kabinindeki sigara kokusu, belli belirsiz bir gelecek öngörüsü; hiç sona ermeyecek gibi gelen yaz hayalleri. Ve sonra bir yaz (Hangi yılın yazıydı o acaba?) hayallerim bir daha geri dönmemek üzere uçup gitti.
Sayfa 100 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
“Biliyor musun, Pascal bilimsel sezgi denen şeye sahipmiş." “Bilimsel sezgi?” “Bak şöyle: Sıradan bir bilim adamı şöyle düşünürmüş. A eşittir B, B eşittir C; bu durumda A eşittir C. Q.E.D.* öyle değil mi?" Başımla onayladım. “Ama Pascal farklı düşünürmüş. O, doğrudan A eşittir C şeklinde düşünürmüş. Hiçbir delil, dayanak olmadan. Buna rağmen, onun teorilerinin doğruluğu tarih tarafından kanıtlandığı gibi yaşamı boyunca sayısız önemli buluşlar da yapmıştır." * Q.E.D.: (Latince) "Quod erat demonstrandum" deyiminin kısaltılmışıdır. Matematiksel ispatların sonunda yazılır. Kabaca, "İşte, bu da ispatı" gibi bir anlama gelir.
Sayfa 85 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir