Farkında olmak için uğraştığımız şeyler ile gerçekten farkında olduğumuz şeyler arasında derin bir uçurum vardır. Kullandığımız cetvel ne kadar uzun olursa olsun, bu derinliği ölçmek mümkün değildir.
Sayfa 13 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
Hartfield iyi yazabilmek üzerine şunları söyler:
"Yazmak dediğimiz şey aslında kendin ile seni saran olaylar arasındaki mesafeyi korumaktır. Gerekli olan şey sezgiler değil, cetveldir."
(İyi Hissetmenin Nesi Kötü?, 1936)
Sayfa 11 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
Çeşit çeşit insan gelip bana hikâyesini anlattı, sanki anlata anlata üzerinden geçtikleri bir köprüydüm ben; sonra da çekip gittiler ve bir daha da geri dönmediler.
Sayfa 10 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
Evrenin yetkin uru dünya.
Boşluktaki büyük küresel yaraya göre, kişinin iyileştirilemeyecek bir yarası olamaz gibi görünüyor bana. Onun için varoluş tarihindeki acılar insanın kendini, öznelliğini aşması için nesnel bir destek. Bu dışı derinden tanıma ile gerçekleşecek kurtuluş içselliğimizi de derinleştirirken bize özgürlük ve erinç duyumunu sunuyor. Artık, çirkef ilişkilerden, utku ve yenilgi ikileminden, her hamlede mat hevesinden, ele geçirme savaşımından vazgeçmek gerekir. Vazgeçilmiyorsa, geçilemiyorsa Üzünç Teyze* gelir hep oturur içimizde. Şen ve özgür hayaletler olalım!
*Ece Ayhan'ın "Bakışsız Bir Kedi Kara" şiirinden.
Romain Gary, “Onca Yoksulluk Varken” adlı kitabında, orospular kendilerini kıçlarıyla savunan varlıklardır diyordu ve haklıydı çünkü yalnızca onlar bu iğrenç yaşam kavgası içinde etin değerini içeriden ve dışarıdan bilip paha biçebiliyor.