"...Evet: 'İnsanların çoğu öğreninceye değin yüzmek istemezler.' Hoş değil mi? Yüzmek istemezler tabii! Onlar toprak için doğmuşlardır, su için değil. Ve tabii düşünmek de istemezler, öyle ya, onlar yaşamak için yaratılmışlardır, düşünmek için değil! Evet, düşünen, düşünmeyi asıl sorun tanıyan kimse gerçi bu konuda ilerleyebilir fakat toprağı suyla değiştirmiştir artık ve bir gün suda boğulacaktır."
(Hermann Hesse, Step Kurdu)
Bu bilgiç ve ölümcül suyun şerefine, haydi!
Çok mu baş edilir, olumlanır bir karmaşadır bu "çır çır çırpınma," "güldikenleri arasındaki dans," “aklın zamanla tutuştuğu bu güreş?" Değil belki, ne var, insan dönüştürerek oynayan, oynayarak dönüştüren varlıksa değerler yeniden yaratılabilirliğini korur en azından, yaşamın önerdiği ve geri bıraktırdığı zenginliğin içinden seçimler yapmada özgürdür artık, seçilmesi gereken kimi zaman bitimsiz bir acı da olsa...
Zaman kara saplı bıçağını acımadan indiriyor bir yerlerimize. Sonunda göğsümüzde ya da karnımızın altında karar kılıp duracak… Zamanın kara saplı bıçağı…