Hilal

Demirel'den iki yıl sonra ABD'ye gönderilen gençlerden biri de Halil'di. Demirel, başbakan olunca onu yanına aldı. 1967 yılında Devlet Planlama Teşkilatına (DPT) müsteşar yaptı. Hızla yükselen Halil de, 1971 muhtırasında Amerika'daydı. Dünya Bankasında Kemal Derviş ile çalıştı. Döndüğünde yine DPT'ye girdi. Sabancı Holding başta olmak üzere pek çok özel şirkette yöneticilik yaptı. 1977 seçimlerinde Millî Selamet Partisi'nden İzmir milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi. Türkiye, 1980 yılına da parasız girmişti. Mevduat faizleri, enflasyon oranından düşüktü. Yokluk ve fakirlik ideolojik çatışmaların beyinlerden bileklere sıçramasını hızlandırdı. Her gün onlarca genç birbirini öldürmeye başladı. Dış borcu 3 milyar dolara yaklaşan Türkiye, yeni bir ihtilale doğru koşarken 24 Ocak 1980'de istikrar programı açıklandı. Bu programın detaylarını, Washington DC'deki Dünya Bankası ofisinde Kemal Derviş anlatmış, Halil yazmış ve “Yetmiş sente muhtacız!” diyen Süleyman Demirel onaylamıştı. Dünyanın en iyi parasal sistemini kursanız da üretim yoksa ekonomi düzelmezdi. Aradan geçen sekiz aylık sürede işler daha da kötüye gidince 12 Eylül sabahı ordu yönetime el koydu. Bir hafta içinde yarısı sivil, yarısı asker yeni bir hükümet kuruldu. Üst düzey kamu görevlilerinin hepsi hapse atıldı fakat Halil, 22 ay bakanlık yaptı. Vazifesi ise Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) borç temin etmekti. … 1980 darbesini yapan Coco Chanel üniformalı generaller, krizin siyasi faturasını Halil'e kesti. Fakat diğer bürokratları hapse atarken Halil'in parti kurmasına ve yaklaşan seçimlere katılmasına izin verdi. 1983 seçimlerini kazanarak başbakan olan bu gencin adı, Halil Turgut Özal'dı. Öldüğünde Adnan Menderes ile aynı mezarlığa gömüldü. İşte bu görüntü, Anadolu insanını uzun bir süre hor görmüş
Sayfa 249 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkiye Cumhuriyeti, Marshall Planı'nı kabul ettiği sıralarda çok tartışılan bir karar alarak Rus tehdidine karşı Amerikalı danışmanların Türk ordusunu modernize etmesine izin verdi. Fakat Türkiye'nin parası yoktu. Amerika'dan aldığı silahları yine Amerika'dan aldığı krediyle ödeyebilmek için 10 milyon dolar borç istedi. 27 Şubat 1 946'da kredi talebi onaylandı. Ancak vadesi geldiğinde borçlarını aksatan Türkiye, Amerika'nın Fulbright eğitim teklifini de onaylamak zorunda kaldı. 1947 tarihli yasayla kurulan komisyon, ilk Türk öğrenci grubunu 1950 yılında Amerika'ya gönderdi. Fulbright bursuyla Amerika'ya giden öğrencilerden biri olan Sami, okulu bitirir bitirmez Morrison şirketinde işe başladı. 1 953 yılında Türkiye'ye döndü ve Seyhan Barajı inşaatında proje müdürü oldu. İki yıl sonra Sular İdaresi'nin başına geçti. 1960 yılındaki darbede ise Amerika'daydı. Döndüğünde Menderes'in partisinin devamı olarak kurulan Adalet Partisi'nin başına geçti. 1965 seçimlerini kazanarak başbakan olan bu gencin adı, Sami Süleyman Demirel'di.
Sayfa 247 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Marshall yardımlarıyla ithalata bağımlı hale getirilen ekonomi, tıkanmaya başladı. İnönü zamanında biriktirilen 280 milyon lira ve 200 ton altının ziyan edilmesiyle çöküş kaçınılmaz oldu. 1958 yılına gelindiğinde tarihin en büyük devalüasyonu yaşandı ve dolar kuru 2 liradan 9 liraya fırladı. 27 Mayıs 1960 Cuma sabahı saat 05.25'te gerçekleşen askerî darbe yüzünden fiyatlar iyice çıldırdı. Pahalılık, karaborsa, işsizlik, kuyruklar ortalığı kasıp kavuruyordu. Sivillerin yürütemediği ekonomiyi cunta mı idare edecekti? Düşünüp taşındılar ve parmağındaki alyansı getirene gümüş ve bakır karışımından üretilmiş “devrim yüzüğü” hediye edileceğini dekiare ettiler. Bu, bir nevi teberru kampanyasıydı. Her yüzükten on kat kazanç sağlanacaktı. Katılım muhteşemdi. Şirketlerden şahıslara yastık altında tutulan altın, gümüş, inci, elmas ne varsa ortaya döküldü. Toplanan altınların bir kısmıyla Ankara Anıttepe ve İstanbul Gayrettepe semtlerinde konutlar yapıldı ve devrimin emekli ettiği subaylara on beş yıllık vadelerle satıldı. Bu sitelerin halk arasında “alyans evler” olarak anılması bu yüzdendir.
Sayfa 246 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
1925 yılında kurulmuş uçak fabrikalarına, Amerika'nın yönlendirmesiyle kilit vuruldu. Osmanlı döneminde darphane kapatmak neyse bu dönemde de fabrika kapatmak aynı şeydi. Bu yetmezmiş gibi kamu kurumlarının verdiği siparişler iptal edildi. Üretim tesislerinin arazileri istimlak edildi. 1947 ile 1955 yılları arasında ABD'den 1905 adet uçak ithal edildi. Hatta silah, motor ve otomobil fabrikaları bile NATO standartlarına uymadığı gerekçesiyle kapatıldı. Nazi zulmünden kaçarak İstanbul'a yerleşen Alman bilimciler sınır dışı edildi. Oldukça üzgün ayrılan bu insanlar Amerika dahil gittikleri her ülkede kürsü sahibi olacaktı. Fakat yapılanların en kötüsü, genç Türkiye'yi uygarlık döngüsünde tutan Köy Enstitülerinin 1951 yılında kapatılmasıydı. Daha ilginci, Köy Enstitüleri dergisinin on binlere varan nüshası İzmir Kâğıt Fabrikası'na gönderilerek hamur yapıldı. İlerleyen yıllarda sıradan öğretime maruz kalacak Türk nesilleri ise gelişmiş ülkelerin elinde oyun hamuruna dönüşecekti.
Sayfa 246 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Cumhuriyet kurulduğunda 40 bin köyün 38 bini okulsuzdu. Okuma yazma oranı tahmini % 6 civarındaydı. Onlar da ya asker ya saraylı ya da gayrimüslim tüccarlardı. Avrupalılar 2,5 milyon farklı kitabı, beş milyar adet basmışken matbaa geleli 150 yıl olmasına karşın Osmanlı'da basılan kitap sayısı yalnızca 417 adetti. Sadece İstanbul ve İzmir'de gazete vardı. Örneğin Ankara'da sadece iki lise vardı, koskoca ülkenin üniversite sayısı ise birdi. Harf Devrimi'nin hazırlığı yıllar sürdü. Bu yüzden devrim bile denemezdi. Gazeteler altı yıl boyunca hem eski hem de yeni alfabeyle çıktı. Milli Marş'ın yazarı Mehmet Akif Ersoy gibi büyük münevverler, Anadolu'ya geçerek değişikliğin gerekçelerini anlattı. 1 Kasım 1928'de, Fenike harflerinden Latin alfabesine dönüşmüş olan semboller kabul edildi. Okuma yazma bilmeyenler ise etkilenmedi çünkü konuşma dili aynıydı.
Sayfa 237 - Timaş Yayınları, 1. Baskı