Hilal

Servet sahipleri ölümlü olduklarını biliyorlardı. Geride bırakacakları varlığın aile dışına çıkmaması için servet, faiz, mülkiyet kavramlarını hukuki bir çerçeveye oturtmak istediler. İşte yaklaşık 4000 yıllık Hammurabi Kanunları, dünyanın ilk anayasası olarak bu amaçla yazıldı. Miras hukukunun ilk örneklerinin doğmasıyla usûl ve fürû dışında kalan amca, teyze, hala, dayı gibi ikincil derece varisler gibi kavramlar ortaya çıktı. Tüm bunlar aile ekonomisinin bittiğini ilan etmekteydi. Diğer taraftan egemenliğin ayrılmaz hükümleri arasındaki adalet, eşitlik, hesap verebilirlik gibi olgular ilk kez yazıya geçerek, bilgiler sistematik şekilde depolanmaya başladı.
Sayfa 88 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Parasını kültürle terbiye eden kimseler 'varlıklı' sıfatıyla toplumsal statü kazanırken, 'nalıncı keseri' gibi hep kendini düşünenler ise 'zengin' tabiriyle anılarak toplum dışına itildi. Diğer taraftan servet kavramının keşfiyle sermaye kavramı, daha evrensel bir tabirle kapitalizm doğdu. İşte bu olgunun tetiklediği ilk kurumsal yapıya hazine diyoruz.
Sayfa 87 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
“Para söz konusu olduğunda herkes aynı dindendir.” (Voltaire) Tanıdığınız kaç Müslüman, alacağına karşılık dolar verildiğinde geri çevirir? Anadolu medeniyeti bu gerçeği “Paranın dini imanı olmaz.” atasözüne dönüştürdü. Kuşkusuz paranın dini imanı olmadı ve olacağa da benzemiyor! Şaşırmayın, kansere yakalandığımızda bizi iyileştiren ilacın hangi ülkede üretildiği, ortaklarının uyruğu veya mucidinin etnik kökeni aklımıza gelmez. Bindiğimiz uçağı yapan mühendis veya işçinin ırkını sorgulamayız. Hatta Kur'an-ı Kerim nüshalarının basıldığı şamua adlı sarı kâğıdın sadece İsrail tarafından üretilmesini dert edinen kaç Müslüman görebiliriz?
Sayfa 86 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Milattan önce ikinci bin yılın başında, tarihteki ilk sömürge imparatorluğunu kuran Asurlular, yağmacı olmalarına rağmen Sümer çivi yazısını benimseyip Anadolu coğrafyasına taşıdılar. Fakat yazı konusundaki asıl devrimi bir başka Akdeniz kavmi olan Fenikeliler gerçekleştirdi. Başlarına felaket geldiğinde çocuk kurban etmeleriyle ünlü bu millet, Sümer çivi yazısıyla Mısır hiyerogliflerinden esinlenerek tüm insanlığa bir hediye sundu: alfabe. Fenikeliler, iki binden fazla sembolden oluşan çivi yazısını daraltarak altı yüz sembole indirdi. Üstelik her biri, insan sesine karşılık geldiğinden yazılı metinler okunabiliyordu. Yazıyı sistematik hâle getirmekle kalmayıp yine kendi icat ettikleri a ve ẞ (alpha ve beta) harflerinin birleşiminden oluşan alfabe olgusunu, nereye giderlerse yanlarında götürdüler. O günden sonra her medeniyet, uygarlık yoluna bir taş ekledi. İşte ayağımızı yerden kesen bu taşların her birine 'kelime' diyoruz. Onlar olmadan ne düşünebilir ne yazabilir ne tartışabilir ne de birikimlerimizi aktarabiliriz. MÖ 1500'lü yıllarda tüm Akdeniz kıyılarına hakim olan Fenike alfabesi, önce Yunanlılar sonra da Romalılar tarafından benimsendi. Sırasıyla Arami, Arap ve Fars alfabesine dönüştü. Batı dünyasının kullandığı Latince dahil, bilinen lisanların hepsi Fenike alfabesinin çocuklarıdır. Nasıl ki Sümer arpası yetersiz kaldığında tartı para devreye girdiyse, Sümer çivi yazısı yetersiz kalınca da Fenike alfabesi devreye girdi. Böylelikle Sümer ve Mısır halklarının kullandığı resim ve çivi yazıları önce harflere, sonra kelime, cümle ve nihayet okuduğumuz metinlere dönüştü.
Sayfa 81 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Uygarlığa katkısı olan her ülke, doğru ve yanlışlarıyla önce kendi halkına, sonra çevresine değer katmaya çalışır. Binlerce yıllık bu yolculukta ilk önce “mitolojik bilinç” dönemi aşıldı. “Teolojik bilinç” ve “ideolojik bilinç” evrelerini layıkıyla atlatamadan “teknolojik bilinç” çağına geçtik. Para ise tüm bunlara şahitlik ederken insanlığın her sıçramasına anında tepki vererek kendisini revize etti. Dolayısıyla bir ülkenin bilinç düzeyini anlamak için sosyolojik çözümlemeler yapmadan evvel, kullandığı para formuna bakmak yeterlidir.
Sayfa 80 - Timaş Yayınları, 1. Baskı