Hilal

16. yüzyıl İngiltere’si, paraya sıkıştıkça sikkelerin içindeki maden oranını azaltarak piyasaya sürmeye başlamıştı. Ancak ne zaman bu işleme başvurulsa maden değeri yüksek şilinlerin ortadan kaybolduğu fark edildi. Kraliçe I. Elizabeth, mali danışmanı Sir Thomas Gresham'ı çağırarak sebebini sordu. Konuyu inceleyen Gresham “1 şilin nominal değerinde iki adet paramız olduğunu düşünelim. Hangisinin içinde gümüş fazlaysa onu saklar, değersiz olanı kullanırız. Bu yüzden maden değeri yüksek olan paralar piyasadan çekiliyor.” dedi. “Kötü para, iyi parayı kovar.” şeklinde özetlenen bu açıklama, ekonomi biliminin temel kurallarından birine dönüşerek kısaca “Gresham Yasası” adını aldı.
Sayfa 64 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tapınaklarda veya güçlü ailelerin kilerinde depolanan arpalar, yağmur suyuyla mayalanınca dünyanın ilk alkollü içkisi olan bira keşfedildi. Tadı biraz mayhoştu ama hem besleyici hem de hijyenik olduğu fark edilince talep arttı. Kısa sürede arpa ve ekmek kadar aranır olan bira, Sümer halkının gözünde sıvı paraya dönüştü. Biranın paylaşımında da “sila” devreye girdi. Sümer tapınak iş gücünün en alt kademesinde çalışan düz işçiye günlük bir sila, memurlara iki, yöneticilere ve saray hanımlarına üç, üst düzey memurlara ise beş sila bira verilirdi. Daha ilginci ise MÖ 2350'den itibaren Sümer devletine rakip olan Akad Krallarından Şarrukin dönemine ait belgelerin, başlık parasının birayla ödendiğini aktarmasıdır. Kolay bölünmesi, besin değeri, üretim bolluğu gibi faktörlerin yanı sıra biranın bu kadar öne çıkmasının asıl sebebi sudan daha steril olmasıydı. Zira insan çoğaldıkça bulaşıcı hastalıklar artıyordu.
Sayfa 61 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Nasıl ki Sümer arpası artan ekonomik faaliyetlere çare olduysa Sümer çivi yazısı da yoğunlaşan idari faaliyetlere çare oldu. Peki, mal paranın tetiklemesiyle icat edilen çivi yazısı neye benziyordu? Bunların en erken örneği günümüz Irak sınırlarında bulundu. Avuç içi büyüklüğündeydi. Kesinlikle bir edebiyat eseri değildi. Yazmak, zahmetli olduğundan sadece işçilere yapılan ödemeler gibi mali işlemler veya savaşlar gibi tarihsel olaylar kaydedilirdi. Sesli karşılığı yoktu yani okunamazdı. Sadece alınan veya verilen malın resmini gösterirdi. Örneğin arpa resmi arpa borcunu, balık resmi ise balık borcunu simgelerdi. Bilginin ilk yaşam kapsülü olan Sümer metinleri iki tür işaret birleştirilerek kil tabletlere işlenirdi. Birinci tür işaretler sayıları, ikinci tür işaretler ise insan, ürün, toprak, tarih ve benzeri şeyleri temsil ederdi. Sümerli tüccarlar arasındaki vadeli satışlar, kredi ve tahsilatlar düzenli şekilde kil tabletlere yazılınca insanın hafıza ayıbını örten muhasebe biliminin ilk örnekleri ortaya çıktı. Bunlar sayesinde beynimizdeki soyut bilgiler kaybolmak yerine somut bir şekle büründü. İki bin sene kullanılan bu tabletlerin yarım milyondan fazlası günümüze ulaşmıştır. Her coğrafya Mezopotamya kadar yaratıcı değildi. Yazı, sayı ve hesaplama tekniklerinin gelişmediği yörelerde iş yapmaya çalışan tüccarlar sürekli ihtilafa düşerdi. Çözüm, bildiğimiz basit sopalarda bulundu. Kullanımı kolaydı. Borçlu ve alacaklı bir araya gelir, uzun bir sopanın kenarlarını temizler sonra iki tarafına borç taksitlerini gösteren çentikler atarlardı. Ardından sopa ikiye bölünür; borçlu taraf ağır parçayı, alacaklı ise hafif olanı alır ve günümüz sözleşmeleri gibi saklardı. İki tarafın sopasında eşit çentik olduğundan okuma yazma bilmeye gerek kalmazdı. Taksit zamanı sopalar
Sayfa 59 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Trampalı günlerde yazıya gerek duyulmamıştı. Bunun birkaç sebebi olabilir: Öncelikle göçebe yaşayanlar ne düzenli ticari hayat ne de düzenli bir borç alacak ilişkisi kurabilirdi. Hâliyle finansal hafızaya gerek yoktu. İkincisi kabileden devlete geçilmediğinden vergilendirme mantığı yerleşmemişti. Üçünçüsü ise para ortaya çıkana kadar yalan icat edilmemişti. Nasıl ki insan ve ürün artışı, mal paranın doğumuna yol açtıysa mal paranın kullanımı da yazının icadını tetikledi. Köylerin şehirlere, şehirlerin devletlere dönüşmesiyle birlikte finansal işlemler kurumsal boyuta taşındı. Günbegün yüzlerce insan gelip mal teslim ediyor veya her birine ödeme yapılıyordu. Teslimatlar komünal faaliyetleri yöneten din adamları tarafından onaylanmalıydı. Depodaki silahların, yiyeceklerin, giysilerin önceki sayımla aynı olup olmadığı kontrol edilme- liydi. Sürülerini otlatan çobanlar geri döndüğünde koyunlar sayılmalıydı. Tüccarlar ise bir malın karşılığında ne alıp verdiğini bilmeliydi. Tüm bu sorunları çözmek isteyen Sümerler, tarihteki ilk yazı sistemini geliştirdi. Zira alışveriş sayısı arttıkça akılda tutmak zorlaşıyordu. Yazılı uygarlığın öncü sembolleri olan beş bin yıllık bu kayıtlar, yazı ve bürokrasinin temeliydi. Sümerler ile başlayıp Mısır'da gelişen kalem kültürü, hemen hemen adını bildiğimiz tüm medeniyetleri kuşattı. Nasıl ki Sümer arpası artan ekonomik faaliyetlere çare olduysa Sümer çivi yazısı da yoğunlaşan idari faaliyetlere çare oldu.
Sayfa 58 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
Günümüzden 6 bin yıl önce yeryüzünün süper gücü olan Sümerler, on bin nüfuslu şehirler inşa etmişti. Toplamda 300 bin kişilik işçi kadrosu, aylık vardiya sistemiyle çalışırdı. İşte bu devasa organizasyonu ayakta tutan Sümer arpasıydı. Üzerinde nominal değeri yazmayan arpayla ödeme yaparken kargaşaya sebep olmamak için aşağı yukarı bir litreye denk gelen standart çömlekler üreten Sümerler, bunlara “sila” adını verdi. Arkeologların Sümer kentlerinden çıkardığı boyları eşit ve kenarları eğik kaseler, ödemeler esnasında kullanılan ilk ölçü birimiydi. Ücretlerin, göz kararı yerine silalar ile ödenmesiyle kimse alıp verdiğinden şüphe etmez oldu. Basit görünen bu ölçü sistemi öylesine önemliydi ki silalar sayesinde kolayca bölünebilen arpa, ideal para birimi olarak yıllarca yaşadı. Bir erkek işçi ayda 60, kadın işçi 30, ustabaşı ise 1.200 ile 5.000 sila aralığında kazanırdı. En obur ustabaşı bile ayda bu kadar arpayı yiyemezdi ama artanıyla kıyafet, şeker, tuz, yağ, keçi, köle veya istediği başka bir şeyi alabilirdi. Sümer arpası, ücretlerin ödenmesini sağlamakla kalmayıp diğer ürünlerin satış fiyatını da belirleyen temel maldı. Dolayısıyla çarşı pazardaki fiyatlar, Sümer arpası üzerinden belirlenir ve bütün alışverişler Sümer arpasıyla yapılırdı. Sümer devletine çalışan işçilere arpa dışında ürünlerle de ödeme yapılırdı. Özellikle yıl başlarında yün ve deri; zaman zaman bira, ekmek, kumaş veya giysi verilirdi. Arpa dışındaki malların ödeme sistemine girmesiyle siladan farklı ölçü birimlerine gerek duyuldu. Şansları yaver gitti, nitekim aradıkları aletler vücutlarında vardı. Başparmak, avuç, boy, karış, arşın, endaze, kulaç ve adım gibi yeni ölçüler geliştirildi. Çünkü insan uzvu taşınabilirlik açısından kusursuzdu ve fakirler bile bunlarla pazara gidebilirdi. Kant'ın "El,
Sayfa 56 - Timaş Yayınları, 1. Baskı