Günümüzden 6 bin yıl önce yeryüzünün süper gücü olan Sümerler, on bin nüfuslu şehirler inşa etmişti. Toplamda 300 bin kişilik işçi kadrosu, aylık vardiya sistemiyle çalışırdı. İşte bu devasa organizasyonu ayakta tutan Sümer arpasıydı. Üzerinde nominal değeri yazmayan arpayla ödeme yaparken kargaşaya sebep olmamak için aşağı yukarı bir litreye denk gelen standart çömlekler üreten Sümerler, bunlara “sila” adını verdi. Arkeologların Sümer kentlerinden çıkardığı boyları eşit ve kenarları eğik kaseler, ödemeler esnasında kullanılan ilk ölçü birimiydi. Ücretlerin, göz kararı yerine silalar ile ödenmesiyle kimse alıp verdiğinden şüphe etmez oldu. Basit görünen bu ölçü sistemi öylesine önemliydi ki silalar sayesinde kolayca bölünebilen arpa, ideal para birimi olarak yıllarca yaşadı. Bir erkek işçi ayda 60, kadın işçi 30, ustabaşı ise 1.200 ile 5.000 sila aralığında kazanırdı. En obur ustabaşı bile ayda bu kadar arpayı yiyemezdi ama artanıyla kıyafet, şeker, tuz, yağ, keçi, köle veya istediği başka bir şeyi alabilirdi. Sümer arpası, ücretlerin ödenmesini sağlamakla kalmayıp diğer ürünlerin satış fiyatını da belirleyen temel maldı. Dolayısıyla çarşı pazardaki fiyatlar, Sümer arpası üzerinden belirlenir ve bütün alışverişler Sümer arpasıyla yapılırdı.
Sümer devletine çalışan işçilere arpa dışında ürünlerle de ödeme yapılırdı. Özellikle yıl başlarında yün ve deri; zaman zaman bira, ekmek, kumaş veya giysi verilirdi. Arpa dışındaki malların ödeme sistemine girmesiyle siladan farklı ölçü birimlerine gerek duyuldu. Şansları yaver gitti, nitekim aradıkları aletler vücutlarında vardı. Başparmak, avuç, boy, karış, arşın, endaze, kulaç ve adım gibi yeni ölçüler geliştirildi. Çünkü insan uzvu taşınabilirlik açısından kusursuzdu ve fakirler bile bunlarla pazara gidebilirdi. Kant'ın "El,