Tanrısal makama en yakın eylem kabul edilen “düşünmek ve sorgulamak” dinsizlik yaftasına maruz kalınca bilim üretilemedi. Bilim olmayınca teknoloji geriledi. Paranın mıknatısı olan teknoloji kaybolunca İslam dünyası ithalata yönelerek fakirleşti. Fakirlik, sanki bulaşıcı bir illet gibi her Müslüman’ın evine girdi. Yoksulların hukuki zemini önemsemesi ve keskin yönlerini sanatla törpülemesi ise zaten hayaldi. Akıl yürütmeyi bırakan Müslüman coğrafya felsefe, bilim, teknoloji, para, hukuk ve kültür halkalarıyla birbirine bağlanan uygarlık döngüsü yolundan saparak dogma, hurafe, ithalat, borç, despotizm ve hamasetten oluşan ilkellik döngüsü bataklığına girdi. İşte o günden sonra fersude para gibi yere çalınan kaliteli yaşam yerine ölüm yüceltildi, varlık yerine yokluk kutsandı; dinin yerini gelenekler aldı, mantık yerine duygular ululandı; insanlığa ne katarımdan ben ne kazanırıma gelindi ve Doğu'nun avucundaki bilim meşalesi Orta Çağ karanlığından sıyrılmaya çalışan Batı'ya geçti.
Sayfa 38 - Timaş Yayınları, 1. Baskı