Bir kitapsever olarak okuduğumuz kitaplarla ilgili yorum yapmak, görüş belirtmek, inceleme de bulunmak elbette hakkımız. Fakat bu eser bir dünya klasiği olunca özgün olabilmek daha da bir önem kazanıyor sanki.
Suç ve Ceza eseri bir başyapıt ona diyecek sözümüz yok. Benim dikkatimi çeken yönleri ve analizime gelecek olursak; hikâye dönemin (19. Yüzyılın ikinci yarısı-1860) Rusya sında geçmekte olup, toplumun siyasal, ekonomik ve sosyal yapısını gözler önüne sermektedir.
Yeni bir siyasi sosyal ekonomik model olarak yayılmaya başlayan komünizmin kişiler üzerinden eleştirisi, artı ve eksileri ile uygulanabilirliği diyaloglara yansıtılmış. Diğer yandan dönem dünyasının pek çok yerinde olduğu gibi Petersburg'da yıkıcı yokluktan, yoksulluktan nasibini almaktadır.
Suçun ve cezanın neye ve kime göre, nasıl şartlar altında ve hangi sonuca göre tespit edilip, uygulanacağı üzerine derin irdelemeler yapılmıştır. Kahramanımız bunu makalesinde çok güzel izah ediyor ayrıca.
Gelelim eserimizin kahramanı na- Rodion Romanoviç Raskolnikov a.
Raskolnikov, bana Jean-Paul Sartre nin Rouqentin ini, Albert Camus nün yabancısı Meursault ü vb. anımsattı biraz. İzlemişseniz eğer, film olarak da Taxi şoförü(R.De Niro), Makinist(C. Bale), Sürücü(R. Cosling) karakterleri aynı ruh halini yansıtan birer sorunlu hikâye kahramanıdır. Tabii ki bu eser bütün bu örneklerden önce yazıldığı için övgüyü başta hakediyor.
Raskolnikov; şizoid kişilik bozukluğunun hemen hemen bütün belirtilerini gösteren, şizofren sınırlarda seyreden bir yapıya sahip. Sık sık deli yakıştırmalarına maruz kalması, yaptıkları ve düşünceleri en azından şimdi hasta ruhlu biri olduğunun kanıtıdır.
Genel olarak ise eser sade bir dille yazılmış ve hikâye öyle akıcı öylesine sürükleyici ki, 700 sayfalık kitabı bir çırpıda okuyup bitirmek