Amanullah Han gibi İran'da Rıza Şâh Pehlevî de, Atatürk’ü örnek alarak çağdaş bir devlet yapısı meydana getirme girişiminde bulunmuş, fakat oğlu zamanında Batılılaşma, mollaların tepkisine yenik düşmüştür. Mustafa Kemal, Rıza Şâh'ın Ankara ziyaretine (16 Haziran 1934) özel bir önem vermişti. Rıza Şah'ın oğlu döneminde, 1962 yılı Ekim ayında Şâh Hükûmeti, kadınlara rey hakkı tanıyan yerel meclisler kurmaya çalıştığı zaman câmilerde ve medreselerde protestolarla karşılaşmış ve konunun uygulanması durdurulmuştur.
Abdülhamid efendimiz, rakı, bira ve şampanya fabrikası kurdurdu ama, kendisi "rom" tercih ederdi. Bizzat torunu Osman Ertuğrul televizyonda anlattı: "Dedem rom içerdi, babama söylerdi, bak ben bunu içiyorum, çünkü bu yasak değil, Kuran'a bak, orada şarap diyor, şekerden yapılanların bahsi geçmiyor derdi."
*
Sayfa 137 - Kırmızı Kedi Yayınevi 3. Basım Aralık 2017·Kitabı okudu
TBMM başkanı İsmail Kahraman, "Ne yazık ki tarihi ve kültürel miras bilinmiyor, unutturuluyor, hükümdarımız Abdulhamid 'e vefa borcumuz var" dedi.
Bence de öyle. Mesela bu topraklardaki ilk "rakı" fabrikası Abdulhamid döneminde kuruldu. Şahsen büyük vefa borcum var.
*
Sayfa 136 - Kırmızı Kedi Yayınevi 3. Basım Aralık 2017·Kitabı okudu
Arap ülkelerini, özellikle Hicaz’ı ülkesine katmış olan Yavuz Sultan Selim, Memlûk sultanlarının hâmil-haremeyni’ş-şerîfeyn unvanını hâdimü’l-haremeyni’ş-şerîfeyn (Mekke ve Medine’nin hadimi) biçiminde benimsemiş fakat Abbasî halifelerine özgü olan hilâfet–i kübrâ yani dünyadaki bütün Müslümanların meşrû dinî ve siyasî hâkimi olma iddiasında bulunmamıştır.