"Dünya birbirini arayan ruhlarla dolu. İki satır konuşabileceğimiz, gülüşün ve hüznün kıvrımlarında birlikte kaybolacağımız sahici insana susamış durumdayız. Göğe aynı aşkla bakabileceğimiz, etten ve kemikten olduğu kadar acıdan ve gerçekten yapılma soylu ruh arkadaşları.
Onunla yürürken ve ona yürürken kaybolmaktan korkmadığımız,kalplerini kendimize pusula bellediğimiz, maceramızı yüzlerinde seyrettiğimiz, hayatlarını birbirimize tanık kıldığımız dostlar.Şu kalabalık dünyada ancak birbirimize iltica etmekle serinlediğimiz yol ehli."
M. Kemal Sayar
Sonsuzluk iradesi, hiç şüphesiz, ahlâk sistemlerinin koymuş oldukları nice sözde ahlâk ilkesiyle engellendi. Fayda, mutluluk, içgüdü, toplum... bunların hepsi de insanın kurtulması gereken insani esaret şekilleridir. Hayatın bütün kuvvetleri hareket edenin içinde ve dışındaki bu çarpışmaya sarfedildiği ölçüde ahlâklıdır. Çarpışmanın sonunda insan, kainatı dolduran hayalleri küçümseme noktasına ulaşır ve kendisini kainattan daha büyük hisseder. Kendisinin ve Sonsuz'a, yani Allah'a uzanan hareketinin dışında var olan her şey artık hayalden ve vehimden ibarettir. Bu, hâl, kendi birliğine kavuşmak için bir çeşit din değiştirmedir. Böylece kemale eren benlik, birliğin yolu üzerine çıkan her engele karşı koyar. Bu mücadeleden işte hareketi, şu sözde ifadesini bulan tam bir ahlâkî hareket fışkırır: "Hakikat benim: Ene'l Hakk."