Beni sevdiren, acı veren ya da ilgimi çeken her olayı bir imgeye bir şiire dönüştürürme ve böylelikle olaylara arama mesafe koyma huyumdan ömrüm boyunca vazgeçmedim.
Bu, işte, yakıcı ve boğucu yalnızlık korkusu, bu müthiş fobi, ferdiyetler nizamı üstüne kurulmaya doğru her gün biraz daha fazla giden yeni nizamların Ben'ler arasındaki mesafeleri açarak ruhların birbirlerine intikallerini ve kaynaşmalarını mümkün kılan polipsişik bir havadan onları mahrum etmesidir.
Yani, bak, büyük kalabalıkların ortasında, insan denilen sosyal mahluk kendi.. kendi iç dünyasının mahbusu hâlin-de, şifasız bir yalnızlığa mahkûm. Anlatabiliyor muyum?