Muhammed Yılmaz'ın Kapak Resmi

Cumhuriyet Bayramı
"Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal."

"Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir ! Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmeyi bilmiştir. Ne Mutlu TÜRKÜM diyene ! "
-Gazi Mustafa Kemal Atatürk

İdeolojisi, dini inancı ya da etnik kökeni fark etmeksizin vatanını seven herkesin Cumhuriyet Bayramını can-ı gönülden kutluyorum. Bir ve Kardeş kaldığımız, bu vatanın insanlarını "şucu bucu" diye ötekileştirmediğimiz ve uyanık olduğumuz sürece sırtımız yere gelmez ve ilelebet bu vatanın koruyucusu oluruz, bunun bilincinde olun lütfen.

Atatürk'ün de dediği gibi;
"Çünkü Türk Milleti, Milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmeyi bilmiştir."

Muhammed Yılmaz, bir alıntı ekledi.
28 Eki 19:18 · Kitabı okuyor

O bitmeyecek gibi geçen üç gecenin birinde, ( Mustafa Kemal Paşa'nın Bandırma Vapuru ile Samsuna gidişi sırası) Paşa'nın 1918'in bir kış akşamında Adana'da, Alman mareşali Liman von Sanders'in sorularına verdiği cevapları hatırlamış olması çok mümkündür.

"Ordunuz yok." diyen Mareşal'e; "Kurulur !" demişti.
Ama Liman von Sanders "Paranız yok" diye üstelemişti.
Mustafa Kemal "Bulunur !" diye yanıtlamıştı.

Bu cevaplar karşısında şaşıran Alman Mareşali, "Ama düşman çok" demişti.
Mustafa Kemal Paşa o çakmak çakmak yanan gök mavisi gözlerini mareşalin çok madalyalı üniforması üzerinde gezdirdikten sonra tarihi cevabını vermişti " Yenilir ! "

Evet ama bu ordu nasıl kurulacak ?
Para nasıl bulunacak ?
Düşman nasıl yenilecek ?

Anadolu'da "Yoktan var etmek" diye bir söz vardır. Mustafa Kemal Paşa yoktan var edecekti. Kendine ve halkına inanan bir lider bu mucizeyi gerçekleştirebilirdi.

Amasya panayırında kendisini coşkuyla alkışlayan halkı göstererek, hemen yanı başındaki gazeteciye söyledikleri, geleceğe ışık tutan ve neyi kimle yapacağının işaretini veren sözlerdir;
"Bak birader, böyle bir milletten nasıl ayrılırsın ? bu eski püskü içindeki perişan gördüğün insanlar yok mu ? Onlarda öyle yürek, öyle cevher vardır ki, olmaz şey. Çanakkale'yi kurtaran bunlardır. Kafkas'ta, Galiçya'da, şurada burada aslan gibi çarpışan, mahrumiyete aldırmayan bunlardır." (4)

(4-) Anadolu İhtilali, Sabahattin Selek, 1. Cilt, Sayfa 198

Mustafa Kemal’in Önderliğinde Harp ve Sulh, S. Eriş Ülger (Sayfa 23 - Asi Kitap)Mustafa Kemal’in Önderliğinde Harp ve Sulh, S. Eriş Ülger (Sayfa 23 - Asi Kitap)
Muhammed Yılmaz tekrar paylaştı. 28 Eki 12:45
Muhammed Yılmaz, bir alıntı ekledi.
 20 Tem 03:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Gelecek kuşakların, Türkiye'de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en acımasız bir şekilde saldıranların başında, "Cumhuriyetçiyim" iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla sanmayınız !

Aksine, Türkiye'nin aydın ve Cumhuriyetçi çocukları, böyle Cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek anlayışlarını çözümlemekte ve belirlemekte hiçte kararsızlığa düşmeyeceklerdir."

Nutuk - Gençler İçin Fotoğraflarla, Mustafa Kemal Atatürk (Sayfa 554 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Nutuk - Gençler İçin Fotoğraflarla, Mustafa Kemal Atatürk (Sayfa 554 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Briand-Kellogg Paktı
Tevfik Rüştü Bey “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesine atıfta
bulunduğu bir yazısında Türk Dış Politikasının vizyonunu şu şekilde belirtiyordu:
“Atatürk cihanda sulh demekle de harici sulhumuzun ancak cihanda sulh ile temin edilebileceğini öğretti ve sevgili Türkiye'mizi daima Dünya içinde mütalaa etmek lüzumunu anlatmış oldu. Gerçektir ki, cihanda sulh olmayınca istesek de tek başımıza harici sulhumuzu kesin bir emniyet altında bulunduramayız. Bu yüzden dahilde sulhumuzu korumak için hürriyet ve haklarda eşit şartlar içinde ahenkli bir işbirliği yapılması tabii olduğu gibi, sulhu korumak ve kurmak için de bizim gibi sulhu isteyenlerle, yani Hürriyet ve İstiklalleri esnasında işbirliği taraflısı olanlarla gücümüzün yettiği kadar işbirliği yapmalıyız.”

Kaynak; Tevfik Rüştü Aras,
"Atatürk’ün Dış Politikası" - Kaynak Yayınları Sayfa 9.

Muhammed Yılmaz, bir alıntı ekledi.
22 Eyl 18:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

1914 yılı Mayıs ayında Sofya yakınlarındaki Lulin Dağı'na yapılan bir gezide, bir Bulgar yurttaşıyla (A.Graziani) yaptığı konuşma ilginçtir.

Mustafa Kemal bu konuşmada çizdiği programı Cumhuriyet Türkiyesi'nde gerçekleştirmiştir.

Mustafa Kemal, Graziani'ye şöyle demiş; "Türk milletinin fevkalade meziyetleri vardır. Fakat ne yazık ki onu karanlık ve cehalet içinde bırakıyorlar. Millet pratik bir şekilde modern maarife susamıştır. Rejim, iktisadi hayatın hiçbir cephesinde millet ve devletin faaliyet göstermesine müsaade etmiyor. Hâlbuki Türkiye'nin nefes alması, ilerleyebilmesi ve mazhar-ı hürriyet olması için her şeyden evvel, Türk milletinin maneviyatını yükseltmek ve onu taassuptan kurtararak faal bir kudret iktisap etmesine çalışmak lazımdır.
Millet cahil dervişlerin elinden tahsis olunmalı ve bunların yerine iyi tahsil görmüş, laik profesörler geçirilmelidir. Hülasa milletin daha çok şeylere ve inkılâplara ihtiyacı vardır.
Millet aile ve toplum hayatında Doğu düşünce tarzından sıyrılmalıdır. Türk halkının gerçeği görüp kavrayabilmesi için pek çok reformlar gerekir."

Mustafa Kemal'in yurdunu modernleştirmek ve halkçı bir rejim kurmak konusundaki azmi ve fikirleri bu yıllarda olgunlaşmıştır.

İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı (Sayfa 150 - Timaş Yayınları)İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı (Sayfa 150 - Timaş Yayınları)
Muhammed Yılmaz, bir alıntı ekledi.
 22 Eyl 17:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

1914 ilkbaharının bir günü, genç bir Osmanlı zabiti Sofya'nın şık kafelerinden birinde, Sobranye'deki Türk mebuslardan Zümrezade Şakir Bey'le oturuyordu. Mekan, müzik ve servis mükemmeldi.

Ansızın içeri giren bir köylü şık giyimli müşterilerin arasındaki boş bir masaya yöneldi, kendine bir yer beğendi ve oturdu. Etraf bu kaba giyimli köylüye yadırgayarak baktı, garsonlar surat astılar ve köylü tarafindan çağrıldıklarında oralı olmadılar. Köylü ısrar edince kendisine hizmet edilemeyeceği ve buranın böyle kaba saba kılıklı birine göre uygun olmadığı, salonu terk etmesi gerektiği söylendi.
Köylü kızmıştı, "Bulgaristan benim ekip biçtiğimi yiyor, benim silahımla korunuyor. Parasını verdikten sonra istediğim yerde otururum ve bana hizmet edersiniz." dedi.
Köylünün direnmesi sonucunda isteği yerine getirildi.

Genç zabit olayı dikkatle izlemişti. Arkadaşına şöyle dedi; "Şakir günün birinde bizim köylülerimizi de böyle görmek isterim, kendilerinden emin olmalı ve haklarını istemesini bilmeliler."
Bu genç Zabit Osmanlı İmparatorluğu'nun Sofya'daki ataşemiliteri, kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey'di.

Kaynak; Paraşkev Puruşev, Atatürk, E. Yayınları 1973 S.78

İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı (Sayfa 145 - Timaş Yayınları)İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı (Sayfa 145 - Timaş Yayınları)
Tarihte Türkiye/Osmanlı - Polonya ilişkisi
Tarihte Türkiye/Osmanlı - Polonya ilişkisi İlber Ortaylı'nın "İmparatorluğun son nefesi" adlı kitabından yaptığım alıntılarda ve kitabın bir kısmında çokça yer verildi Polonya ve Osmanlı ilişkisine, burada biraz daha fazla bilgi içermekte. Keyifli okumalar.
Muhammed Yılmaz, bir alıntı ekledi.
 24 Tem 20:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Son bir hatırlatma; 1939'da 2.Cihan Harbi başladı ve müstakil Polonya Cumhuriyeti'ne Almanya son verdi. Doğudan'da Ruslar girdi. Ankara'daki Polonya büyük elçisi Sokolnicki, mekansız, vatansız ve görevsiz kalmıştı. İsmet paşa (İsmet İnönü), Ananeye uyarak ona bir görev verdi ve bir maaş bağladı. Bu maaşın görünürdeki fonksiyonu da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde ders vermesiydi.
Sokolnicki entelektüel bir Polonyalıydı. Rus fikir hareketleri üzerinde fevkalade önemli dersler verirdi. Ölene kadar Türk devlet bünyesinin içinde kaldı. Çünkü 1945'te kurtulan Polonya, şimdide Sovyetler blokunun baskısı altındaydı. Onun dönebileceği bir yer değildi.."

İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı (Sayfa 70 - Timaş Yayınları)İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı (Sayfa 70 - Timaş Yayınları)