Sibirya’dan bir kadına şöyle yazıyor:” Size kendim hakkında şöyle söylemek istiyorum ki , ben bu zamanın çocuğu değilim, inançsızlığın ve şüphenin çocuğuyum ben ve muhtemelen, hatta bundan eminim, hayatımın sonuna kadar böyle kalacağım, inanca olan özlemim bana ne kadar ıstırap verdi ve hala vermekte, ki ben inancın aleyhine ne kadar çok kanıt bulursam özlemim de o oranda artıyor. “ Hiçbir zaman bundan daha net söylememiştir: İnançsızlık içinde inancın hasretini çekiyor.
Sayfa 202 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dostoyevski’nin romanlarından birinin kısaltılmış çevirisini okumayı deneyin. Görünüşe göre hiçbir şey eksik değildir: Olayların filmi daha hızlı akar, hatta kahramanlar daha çevik, daha kararlı, daha tutkulu görünürler. Ama işte bir şekilde fakirleştirilmişler, ruhlarındaki o harika parlaklıktan yoksun bırakılmışlar, atmosferlerinden o elektrik kıvılcımları alınmış, boşalımı böylesine korkunç ve rahatlatıcı yapan gerilimin o boğuculuğu yok edilmiştir.
Sayfa 178 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Öylesine tutkulu bir kargaşa yaratır ki, artık onu anlatıcı diye nitelemekten çekinir hale geliriz. Onun tekniği patlayıcıdır: O bir işçi gibi kürekle kazarak yollar açmaz eserinde, bilakis içeriden dışarıya doğru, en küçük hacme sıkıştırılmış bir kuvvetle dünyayı ve okurun sıkışan göğsünü havaya uçurur.
Sayfa 172 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu